<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öğretmenler Odası &#124; Eğitim,Haber,Özel Ders,İlan,İhaleler,Üniversiteler,Sınavlar,Sbs,Ygs,Lys,Kpss,Kpds,Ales &#187; Bilim ve Uzay</title>
	<atom:link href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/category/teknoloji/bilim-uzay/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go</link>
	<description>Tüm Branşlar Tek Odada</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 15:06:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Evrenin kaşiflerine fizik Nobeli</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/evrenin-kasiflerine-fizik-nobeli.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/evrenin-kasiflerine-fizik-nobeli.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 02:10:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[2011 Nobel Fizik Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Riess]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[astronoomi]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Schmidt]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Patlama]]></category>
		<category><![CDATA[Evren]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Saul Perlmutter]]></category>
		<category><![CDATA[süpernovalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10907</guid>
		<description><![CDATA[2011 Nobel Fizik Ödülü, süpernovalar ve evren hakkındaki araştırmaları nedeniyle Saul Perlmutter, Brian Schmidt ve Adam Riess arasında paylaştırıldı. Yıllar boyunca onlarca süpernovayı (yıldız patlaması)<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/evrenin-kasiflerine-fizik-nobeli.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2011 Nobel Fizik Ödülü, süpernovalar ve evren hakkındaki araştırmaları nedeniyle Saul Perlmutter, Brian Schmidt ve Adam Riess arasında paylaştırıldı.</p>
<p>Yıllar boyunca onlarca süpernovayı (yıldız patlaması) inceleyen astronomlar, evrenin artan hıza genişlediği ve sonunda &#8216;buz&#8217;dan ibaret olacağı sonucuna vardılar.</p>
<p>Evrenin, 14 milyar yıl önce gerçekleştiği düşünülen Büyük Patlama&#8217;dan (Big Bang) bu yana hala genişlediği biliniyordu. Ancak bu genişlemenin, patlama ertesi etkisi azalan bir genişleme değil, tersine hızı artan bir genişleme olduğu tespiti fizik ve astronomi dünyasını şaşırttı.</p>
<p>Nobelli üç fizikçi, hızı artan bu genişleme yüzünden evrenin en sonunda &#8216;buz&#8217; evrenine dönüşeceğini hesaplıyor..</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 480 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/evrenin-kasiflerine-fizik-nobeli.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuş gibi öten fare yaptılar</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/kus-gibi-oten-fare-yaptilar.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/kus-gibi-oten-fare-yaptilar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 22:43:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[denek]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Fare]]></category>
		<category><![CDATA[japon bilimadamları]]></category>
		<category><![CDATA[Kobay]]></category>
		<category><![CDATA[Laboratuvar]]></category>
		<category><![CDATA[Osaka Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[porsuk]]></category>
		<category><![CDATA[uşimura]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10368</guid>
		<description><![CDATA[Japon bilimadamlarının araştırmaları sonucunda kuş gibi öten bir farenin dünyaya geldiği bildirildi. Bu sonucun insanların konuşma evrimine ışık tutacağı da umuluyor. Japonya&#8217;nın Osaka Üniversitesi&#8217;nden bilimadamları,<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/kus-gibi-oten-fare-yaptilar.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Japon bilimadamlarının araştırmaları sonucunda kuş gibi öten bir  farenin dünyaya geldiği bildirildi. Bu sonucun insanların konuşma  evrimine ışık tutacağı da umuluyor.</strong></p>
<p>Japonya&#8217;nın Osaka Üniversitesi&#8217;nden  bilimadamları, &#8220;evrim geçirmiş fare projesi&#8221; kapsamında bazı farelerin  genlerini değiştirdi.</p>
<p>Araştırmaya imza atanlardan Arikuni Uşimura ve ekibi, birçok kuşaktan genleri değiştirilmiş fareleri melezleştirdi.Dünyaya gelen yavruları teker teker inceleyen bilimadamları, tesadüfen kuş gibi öten bir fareye rastladı.</p>
<p>Laboratuvarda 100&#8242;den fazla &#8220;kuş gibi öten  fareyle&#8221; araştırma yapan bilimadamları, bu araştırmanın insan dilinin  nasıl evrimleştiği konusuna ışık tutmasını umuyor.</p>
<p>Birçok  biyolojik özelliklerinin insanlarınkine yakın olması nedeniyle  farelerin incelenmesinin kuşlardan daha kolay olduğunu belirten  bilimadamları, sadece strese maruz kaldıklarında farelerin ses  çıkardığını hatırlattı ve ötmeye benzer yeni sesler çıkaran bir farenin  aynı gruptaki normal bir fareyi nasıl etkilediğini incelediklerini  vurguladı.</p>
<p><strong><strong>KÖPEK KUYRUKLU FARE DE DÜNYAYA GELDİ<br />
</strong></strong>Fiziksel  değişikliğe uğramış farelere rastlamayı uman Uşimura, bu duruma  şaşırdığını belirterek, araştırma sırasında normalden daha kısa bacaklı  ve Porsuk köpeğinin kuyruğuna sahip bir farenin de dünyaya geldiğini  söyledi.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 176 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/kus-gibi-oten-fare-yaptilar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mars&#8217;tan romantik manzaralar</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/marstan-romantik-manzaralar.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/marstan-romantik-manzaralar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 22:33:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş tutulması]]></category>
		<category><![CDATA[Mars]]></category>
		<category><![CDATA[NASA]]></category>
		<category><![CDATA[Opportunity]]></category>
		<category><![CDATA[Tutulma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10366</guid>
		<description><![CDATA[NASA&#8217;nın Mars aracı Opportunity&#8217;den gelen yeni fotoğraflar, Mars gökyüzünden manzaralar sunuyor. Haftabaşında tüm dünya 456 yıl sonra kuzey yarımküre için en uzun geceyle aynı güne<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/marstan-romantik-manzaralar.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NASA&#8217;nın Mars aracı Opportunity&#8217;den gelen yeni fotoğraflar, Mars gökyüzünden manzaralar sunuyor.</p>
<p>Haftabaşında tüm dünya 456 yıl sonra kuzey  yarımküre için en uzun geceyle aynı güne denk gelen ay tutulması  haberlerine kilitlendi. Tutulma, Ay&#8217;ın Dünya&#8217;nın yarı gölgesine girmeden  Türkiye&#8217;de batmasından dolayı ülkemizden gözlenemese de, bazı  tutulmalar yeryüzünün hiçbir noktasından gözlenemiyor.</p>
<p>NASA’nın  Mars gezgini olan minik aracı Opportunity bu farklı tutulmalardan  birini izleyebilen şanslı bir makine. Yolladığı fotoğraflarda Mars  yüzeyinden bir Güneş tutulması ve günbatımı sahnesini görebiliyoruz.</p>
<p>Tutulma  fotoğrafında Güneş’in önünden geçmekte olan Mars’ın iki uydusundan biri  olan Phobos görülüyor. Her iki uydunun da küçük boyutları sebebiyle  Dünya’da yaşanan tam Güneş tutulmasını gerçekleştirmeleri mümkün değil.  Bu nedenle Mars&#8217;ta ancak kısmi Güneş tutulması meydana geliyor.  Opportunity’nin yolladığı diğer fotoğrafta da Güneş’in Mars ufkundaki  batışı sırasında nasıl bir manzara sergilediği görülebiliyor.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 148 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/marstan-romantik-manzaralar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp bebekte tek embriyo kullanımı avantajlı</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tup-bebekte-tek-embriyo-kullanimi-avantajli.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tup-bebekte-tek-embriyo-kullanimi-avantajli.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 22:28:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[1978]]></category>
		<category><![CDATA[Aberdeen Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[David McLernon]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10364</guid>
		<description><![CDATA[Araştırma, tüp bebek uygulamasına başvuran çoğu bayan için, tek bir embriyo transferinin daha verimli ve sağlıklı olduğunu ortaya koyuyor. Tüp bebek yoluyla bebek sahibi olmak<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tup-bebekte-tek-embriyo-kullanimi-avantajli.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma, tüp bebek uygulamasına başvuran çoğu bayan için, tek bir  embriyo transferinin daha verimli ve sağlıklı olduğunu ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Tüp bebek yoluyla bebek sahibi olmak  durumundaki bayanlar, gebe kalma şanslarını artırmak üzere genellikle  birden fazla embriyonun rahim içine yerleştirilmesini onaylar. Yeni  çalışma, tek bir embriyo transferi yapılması durumunda, sağlıklı bir  gebelik sürecine ve bebeğe sahibi olma şansının, iki embriyo transferine  oranla beş kat arttığını gösteriyor.</p>
<p>Çift  embriyonun ikiz sahibi olma şansını artırması ile birlikte, tek bebeğe  hamilelik durumuna oranla daha fazla komplikasyon geliştirme ihtimalini  beraberinde getirmesi, bunun en büyük nedeni olarak gösteriliyor.</p>
<p>Üstelik  ilk seferinde başarılı bir gebeliğin sağlanamadığı tüp bebek  uygulamasının daha sonraki denemelerinde, tek bir embriyo ile birden  fazlasının yerleştirilmesi arasında gebe kalma şansındaki fark ortadan  kalkıyor. Yeni bulgular, işin mali yönünü de bir yana bırakacak olursak,  tüp bebek yöntemiyle gebe kalma uygulamasında en verimli ve sağlıklı  yöntemin, bir seferde tek bir embriyonun kullanılması olduğunu ortaya  koyuyor.</p>
<p>İlk tüp bebeğin dünyaya geldiği 1978 yılından  bu yana yöntemin en büyük riski, birden fazla bebek sahibi olma  ihtimalinin yüksekliği oldu. Bununla bağlantılı olarak gebeliğe ilişkin  komplikasyonlar, erken doğum, düşük ağırlığa sahip bebekler, gelişimsel  sorunlar ve hatta ölüm, yöntemin her dönem karşılaşılan ve alşılan  negatif yönü haline geldi.</p>
<p>Aberdeen  Üniversitesi’nden halk sağlığı odaklı tıbbi istatistik uzmanı ve  araştırma makalesinin yazarlarından David McLernon, özellikle İngiltere  ve Kanada’daki bir çok kuruluşun tek embriyo transfer yöntemini  onaylayarak kullandığını ve kendi bulgularının da bu durumu  desteklediğini söylüyor.</p>
<p>McLernon  ve ekibi, dünya çapında kabul görmeye başlayan tek embriyo transfer  yönteminin ne derece verimli olduğunu saptayabilmek için, Avrupa’daki  sekiz tüp bebek merkeziyle ortaklaşa çalışma yürütmüş. Deneye katılan  gönüllüler işlem sürecinde bir veya iki embriyo transferini kabul  etmişler.</p>
<p>1300  kadın deneği içeren veriler büyük bir havuzda toplanarak  değerlendirilmiş. Bulgulara göre ilk denemede bebek sahibi olma  sürecinde iki embriyo transfer edilen bayanlar daha başarılı olmuşlar.  İki embriyo yerleştirilen bayanlardan yüzde 42’si başarıyla doğum  yaparken bu oran tek embriyo yerleştirilenlerde yüzde 27’ye düşmüş.</p>
<p>Fakat  ilk denemede gebe kalınamaması durumunun ardından yapılan ikinci  denemede doğum oranları eşitlenmiş. Ancak doğum sayısının yaklaşık  olarak aynı olmasına karşın, iki embriyo yerleştirilen anne adaylarının  gebelik sürecinde, doğumda ve dünyaya gelen bebekte görülen sorunlar,  tek embriyo grubuna göre beş kat fazla olmuş.<br />
Araştırmacılar  stratejiyi tüm kadınlar için genellemenin doğru olmayabileceğini de  ekliyorlar. Örneğin 35 yaş üstü ve en az bir kere tüp bebek uygulamasını  denemiş ve başarısız olmuş bayanlarda birden fazla embriyo  yerleştirilmesinin daha iyi sonuç vereceği konusunda hemfikirler.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 173 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tup-bebekte-tek-embriyo-kullanimi-avantajli.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keskinliğini yitirmeyen bıçaklar</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/keskinligini-yitirmeyen-bicaklar.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/keskinligini-yitirmeyen-bicaklar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2010 22:15:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[deniz kestaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kaliforniya]]></category>
		<category><![CDATA[kristal katman]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Pupa Gilbert]]></category>
		<category><![CDATA[Wisconsin-Madison Üniversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10361</guid>
		<description><![CDATA[Deniz kestanelerinin keskinliğini yitirmeyen dişlerinin sırrını çözen bilimciler, bunun bıçak ve benzeri aletlerin teknolojisine entegre edilebileceğini söylüyorlar. Deniz kestaneleri, sahip oldukları diş benzeri keskin yapılar<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/keskinligini-yitirmeyen-bicaklar.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deniz kestanelerinin keskinliğini yitirmeyen dişlerinin sırrını  çözen bilimciler, bunun bıçak ve benzeri aletlerin teknolojisine entegre  edilebileceğini söylüyorlar.</strong></p>
<p>Deniz kestaneleri, sahip oldukları diş benzeri  keskin yapılar sayesinde dipteki en sert yüzeylere dahi kolaylıkla  tutunuyorlar. Bilimciler şimdilerde bu canlıların bu yapıları nasıl son  derece keskin tutabildiklerini ortaya çıkarmış durumdalar.</p>
<p>Kaliforniya  mor deniz kestanesinin dişlerini inceleyen bilimciler, son derece sert,  doğal bir dolgu maddesinin birarada tuttuğu, karmaşık yapılı kalsit  kristali katmanlarından oluşan bir yapıyla karşılaşmışlar. Kristal  katmanları arasındaysa, daha zayıf organik malzeme katmanları yer  alıyor. Her bir sert katman keskinliğini yitirdiğinde kırılıyor ve  altındaki taze ve kristalimsi yapı ortaya çıkıyor.</p>
<p>Wisconsin-Madison  Üniversitesi’nden Prof. Pupa Gilbert, organik katmanların zincirin  zayıf halkasını meydana getirdiğini söylüyor, “Bu zayıf noktalar önceden  belirlenmiş kısımlar şeklinde kırılma noktaları meydana getiriyorlar.  Yapı aynen, evlerde kulandığımız delikli şeritleri olan bir kağıt  rulosuna benzetilebilir. Zayıf katmanlar, kağıdın bu noktalarda kolayca  yırtılması gibi birbirinden ayrılmasını sağlıyor.”</p>
<p>Keşfin kendi kendine keskinliğini koruyabilen aletlerin yapımında kullanılabileceği belirtiliyor.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 230 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/keskinligini-yitirmeyen-bicaklar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet çağında okumaya çalışmak</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/internet-caginda-okumaya-calismak.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/internet-caginda-okumaya-calismak.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2010 10:16:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[1882]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[E-kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Entellektüel]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich A. Kitler]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[google jenerasyolu]]></category>
		<category><![CDATA[google jenerasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Malling – Hansen]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[university colloge london]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzyıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10312</guid>
		<description><![CDATA[Değişen sadece zihinler değil. Olup bitenler, okuma alışkanlıklarımız kadar okuduğumuz içeriğin üretimini de değişime zorlayabilir. Teknolojinin geldiği noktada birkaç saatte maruz kaldığımız bilgi miktarı, birkaç<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/internet-caginda-okumaya-calismak.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Değişen sadece zihinler değil. Olup bitenler, okuma  alışkanlıklarımız kadar okuduğumuz içeriğin üretimini de değişime  zorlayabilir.</strong></p>
<p>Teknolojinin geldiği noktada birkaç saatte  maruz kaldığımız bilgi miktarı, birkaç yüzyıl önce insanların ömürleri  boyunca karşılaştıkları oranla aynı. Dahası, bu okuyup izlediklerimizi  hatırlamamız gerekmiyor. Gerekli alet edevata sahip olduğumuz sürece  birkaç tuşa basarak hepsine yeniden ulaşmak mümkün. İnsan kendine  sormadan edemiyor: Acaba bu gelişmeler okuma, algılama ve düşünme  şeklimizi nasıl etkiliyor?</p>
<p>Dünyanın  geri kalanında olduğu gibi buralarda da çok popüler olan kısa mesaj,  e-posta gibi teknolojiler, 140 karakterle sınırlı Twitter gibi  hizmetler, başta bloglar olmak üzere yeni medyayı temsil eden web  siteleri, çoğumuzda birkaç paragrafı aşan içeriklere karşı önyargı  oluşturdu. Uzun bir metni sonuna kadar okumak artık eskisinden daha zor.  İçeriğin ışık hızıyla yenilendiği, tüketimi kolay minik lokmalar  halinde sunulduğu bir çağda aksi de düşünülemezdi zaten. Yine de, birkaç  yıl öncesine kadar böyle yaşamadığımızdan bunun getirdikleri kadar  götürdükleri de olmalı.</p>
<p>Kendimden  örnek vereyim: Yoğun bir şekilde web üzerindeki kaynakları okumadığım  zamanlarda, farkına bile varmadan haftada en az bir kitap okurdum. Şimdi  bu ritmi tutturmak için çabalamam gerekiyor, çünkü sıkılıyorum. Birden  fazla kitabı parça parça okumaya çalışıyorum, tıpkı internette bir  şeyleri okurken yaptığım gibi. Kendime kurallar koyuyorum. Takip ettiğim  blogların sayısını ya da sadece internetten yapabildiğim okumaların  süresini sınırlıyorum örneğin. Ama ne yaparsam yapayım, özellikle zaman  ve emek isteyen basılı materyalleri okurken kendimi kısmen de olsa  zorlamam gerekiyor. Mesele, anlamlı şekilde sıralanmış harfleri okumaksa  muhtemelen eskisinden daha çok okuyorum. Ne yazık ki, daha çok okumam  daha kaliteli okuduğum anlamına geliyormuş gibi hissetmiyorum.</p>
<p><strong><strong>Okurmuş gibi yapmak<br />
</strong></strong>Peki,  bir metnin bulunduğu ortam o metni gerçekten “okumak” adına ne kadar  önemli? Bunu test etmek için, batıda “Google Jenerasyonu” olarak  adlandırılan, 1993’ten sonra doğmuş kuşağın alışkanlıklarına  bakabiliriz. Bu yaş grubu, deyim yerindeyse internetin içine doğdu ve  okuma-yazma eylemini ekran üzerinden yapmayı geleneksel formata tercih  ediyor. Öyle ki, çok büyük bir kısmı arama motoru dışında bir araştırma  yöntemi kullanmayı bilmiyor. Belki üniversite öğrencileri, büyük  ihtimalle okullarının zoruyla kütüphaneleri kullanıyor, ama bu oran da  giderek düşüyor. Çünkü ihtiyaçları olan üstünkörü bilgiye arama  motorları aracılığıyla ulaşabiliyorlar. Dolayısıyla, basılı materyalleri  okumak gitgide bir tercih meselesine dönüşüyor.</p>
<p>2008’de  UCL (University College London) tarafından İngiltere’de yapılan bir  araştırmanın sonuçları, geçmişe göre bazı ciddi farklılıklar olduğunu  söylüyor. Dergi makaleleri, e-kitaplar vb. araçlara ulaşılabilen iki  popüler araştırma web sitesinde beş yıl boyunca kayıtlı kullanıcıların  davranışlarının incelendiği araştırmaya göre, kullanıcılar metinleri  okumak yerine hızlı bir şekilde gözden geçirerek metinden metine atlıyor  ve nadiren daha önce atladıkları bir metni okumak için geri dönüyorlar.  Sonuç olarak, yapılanın geleneksel anlamda okumak değil de, “okurmuş  gibi yapmak” olduğu kanısına varılıyor.</p>
<p>Söz  konusu web sitelerini, sadece bu yaş grubu, yani öğrenciler değil,  aralarında eğitimcilerin ve akademisyenlerin bulunduğu geleneksel  araştırma yetilerine sahip kişiler de kullanıyor. Ancak, neredeyse bütün  kullanıcıların hiçbir metni tam olarak okumadığı görülüyor.  Dolayısıyla, eğer ortada bir sorun varsa, bu sadece bahsi geçen kuşağın  değil, genel olarak bütün kullanıcıların yaşadığı bir sorun. Entelektüel  sabırsızlık hepimize sirayet etmiş durumda.</p>
<p><strong><strong>Değişen zihin<br />
</strong></strong>Yapılan  deneyler, ideogramlar (resim yazı) içeren Çince, Japonca kullananların  bize kıyasla farklı bir zihin haritası kullandığını ortaya koyuyor. Bu  durumda, basılı materyal okumaya alışan zihinlerle, ekran üzerindeki  metinleri okumaya alışan zihinler arasında benzer bir farktan söz etmek  mümkün. Hem de, yaştan bağımsız olarak. Genel kanının aksine, beynimiz  yetişkin hale gelince gelişimini durdurmuyor, ileri yaşlara kadar  değişmeye devam ediyor. Kısacası beyin, kendisini yeniden  düzenleyebilir, işlevlerini yeni araçlar için tanımlayabilir esneklikte.</p>
<p>Üstelik,  Friedrich Nietzsche de böyle düşünüyor. 1882’ye doğru Nietzsche’nin  gözleri yanmaya, acımaya başlıyor. Filozof, önündeki sayfaya  odaklanmakta güçlük çekiyor, buna rağmen yazmakta ısrar ettiğinde başı  ağrıyor. Buna bir çare olarak, yeni icat edilen daktilo öneriliyor  kendisine. Malling – Hansen marka daktiloya alışmak biraz zahmetli  oluyor ama sonunda Nietzsche klavyeyi tanıyor, gözlerini kapatarak  yazabilir hale geliyor. Sorun böylece çözülüyor, düşüncelerini ilk seri  üretim daktiloyla kayda geçirmeye başlıyor.</p>
<p>Bir  süre sonra, arkadaşlarından biri, makineden çıkan yeni yazılara  bakarken bir tuhaflık olduğunu fark ediyor. Nietzsche’nin yazı stili bu  makineyle daha da özlü bir hal alıyor; bazı yerlerde telgraf metinlerini  andırıyor. Arkadaşı, bir mektupta “Yazı aracı insanın yazı biçimini bu  kadar etkileyebilir mi ?” diye soruyor Nietzsche’ye.</p>
<p>“Evet”  cevabını veriyor Nietzsche, “Yazı araçlarımız düşüncelerimizi etkiler”.  Gerçi filozof, yaklaşık altı hafta ve elli sayfadan sonra, nedendir  bilinmez, daktilodan vazgeçiyor. Nietzsche’nin ürettiği yazıları  inceleyen Friedrich A. Kitler, yazı makinesinin ardından filozofun  argümanları bir kenara bırakıp aforizmalara, söz oyunlarına, kısa ve  kesin saptamalara yönelen bir yazı tarzı geliştirdiğini söylüyor.</p>
<p><strong><strong>Remiks kültürü<br />
</strong></strong>Değişen  sadece zihinler değil. Olup bitenler okuma alışkanlıklarımız kadar  okuduğumuz içeriğin üretimini de değişime zorlayabilir. Daha önce  internet üzerindeki, başta Wikipedia olmak üzere, kolektif çabaları bir  çeşit dijital maoizme benzeterek dikkat çeken bilgisayar uzmanı Jaron  Lanier, interneti bugünkü haliyle, okuyucuların ve izleyicilerin neyi  nerede okuduklarını ya da izlediklerini hatırlamadıkları, bütün içeriğin  ortak bir metine dönüştüğü bir yapı olarak tanımlıyor.</p>
<p>Bu,  daha önce de yazıya dökülen bir teori. Ama Lanier bunu diğer  teorisyenler kadar olumlu bulmuyor. Önümüzdeki on yıl içerisinde, şu  anda kütüphanelerde durmakta olan milyonlarca kitap ve derginin dijital  dolaşıma katılmasıyla bir yol ayrımına geleceğimizi düşünüyor. Lanier’e  göre, eğer bu metinleri bütününden ayırıp, rahatça kesip  biçebileceğimiz, yani “remiksleyebileceğimiz” bir arayüz yardımıyla  kullanırsak, zamanla bireylerin kişisel üretimleri tarihe karışacak.  Yazılıp çizilen her şey halihazırda var olan, asla bitmeyecek dev bir  metnin, tek bir kitabın parçası olacak.</p>
<p>Bu  karamsar teorinin en can sıkıcı yanı, gerçekleşmesi halinde süre sonra  içinden bir şeylerin koparılıp alınabileceği bir üretimin  kalmayabileceği ihtimali. İnsanlar uzun metinleri bir bütün halinde  okumayı bırakıp, sadece kolayca tüketebilecekleri kısa metinlere  yönelirse, uzun metinler yazmak için bir neden kalmayabilir. Alıcısı  olmayan bir üründen hiç kimse gelir elde edemez çünkü. İnternette  içeriğin fiyatlandırılması ve neyin bedava, neyin ücretli olduğunun net  bir şekilde belirlenmesi, sırf bu nedenle bile, şimdi gözüktüğünden çok  daha büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><strong><strong>İhtimaller, ihtimaller&#8230;<br />
</strong></strong>Kitap  okumaktan hoşlanmayanların popüler bir romanın içeriğini öğrenmek için  başvurdukları bir yöntem vardır: O romandan uyarlanan filmi izlemek. Ama  her gerçek roman okuyucusu bilir ki, bir romandan uyarlanan filmi  izlediğimizde söz konusu romanı okumuş kadar olmayız. Sadece içeriği  hakkında bir fikrimiz olur. İnternette okumak da biraz buna benziyor.  İçeriği bir bütün olarak özümsemekten kaçınıp, şöyle bir bakıyoruz.  Sıkılmaya gelemiyoruz. Bir tıkla sıkıntıyı sona erdirip, sıkılacak yeni  bir konu arıyoruz.</p>
<p>Bu  yazıyı internet üzerinden okumanız için yazsaydım, bazı bilgilere link  vererek anlattıklarımı zenginleştirecektim. Ama bu “zenginleştirme”  belki de benim cümlelerimi, ilginizi çekiyor olsalar dahi, okumayı  bırakıp, verdiğim linktekileri okumanıza neden olacaktı. Sonra o yazıdan  başkasına, sonra başkasına geçerek linkler aleminde kaybolacaktınız.  Sonra e-postalarınıza bakacak, Facebook sayfanızı güncelleyecek ya da  bugünlerde insanlar çevrimiçi olunca her ne yapıyorlarsa onu  yapacaktınız. Üstelik neredeyse hiç gayret sarf etmeden, birkaç  tıklamayla. Yazının icadından bu yana okumaktan kaçmak hiç bu kadar  kolay olmamıştı.</p>
<p>Bitirirken  kendimden bir örnek daha: Cep telefonundan önce, sıkça kullandığım  bütün numaraları ezbere biliyordum. İtiraf etmeliyim ki, şu anda en  yakın arkadaşlarımın numarasını bile bilmiyorum. On beş yıl önce sahip  olduğum telefon numarası ezberleme yeteneğini, teknolojik bir gelişmeyle  yitirmiş durumdayım. Benzeri bir zihinsel değişimin, özellikle  kitaplarla kurduğum büyülü ilişkiyi bozduğunu düşünmek bile tüylerimi  diken diken ediyor.</p>
<p>Şimdi  kendinize sorun. Hem istediğimiz kadar bilgiye ulaşmak, hem de bu  bilgiyi gerektiği gibi içselleştirmek mümkün olacak mı? Yoksa gelecekte  insanlar, içeriğin derinine inemeyen, yüzeydeki bilgi kırıntılarıyla  beslenen yaratıklara mı dönüşecek?</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 136 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/internet-caginda-okumaya-calismak.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk &#8216;uzay&#8217; üniversitemiz kuruluyor</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/ilk-uzay-universitemiz-kuruluyor.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/ilk-uzay-universitemiz-kuruluyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 10:50:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[fizibilite]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Trafik Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Ulaştırma ve İşletme]]></category>
		<category><![CDATA[Havaalanı İşletmeciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Havacılık Elektroniği]]></category>
		<category><![CDATA[Havacılık Meslek Yüksekokulu]]></category>
		<category><![CDATA[havacılık üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Havacılık ve Uzay Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Havayolu İşletmeciliği]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kabin Hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya ve Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Mekatronik Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[thk]]></category>
		<category><![CDATA[THK Sabiha Gökçen Havacılık ve Uzay Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzay ve havacılık üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[YÖK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9761</guid>
		<description><![CDATA[Türk Hava Kurumu, Türkiye&#8217;nin ilk uzay ve havacılık üniversitesini açmak için YÖK&#8217;e başvurdu. Üniversitenin beş ilde kampüsü olacak. Türk Hava Kurumu, &#8221;THK Sabiha Gökçen Havacılık<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/ilk-uzay-universitemiz-kuruluyor.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Hava Kurumu, Türkiye&#8217;nin ilk uzay ve havacılık üniversitesini  açmak için YÖK&#8217;e başvurdu. Üniversitenin beş ilde kampüsü olacak.</strong></p>
<p>Türk Hava Kurumu, &#8221;THK Sabiha Gökçen Havacılık ve Uzay Üniversitesi&#8221; kurulması için YÖK&#8217;e başvurdu.THK  Genel Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, havacılık gibi önemli  bir konuda ülkenin ihtiyaç duyduğu eğitimli iş gücünü karşılamak için  2009 yılında harekete geçen kurumun, gerekli fizibilite çalışmalarını  tamamladığı belirtildi.</p>
<p>&#8221;THK  Sabiha Gökçen Havacılık ve Uzay Üniversitesi&#8221;nin kurulması amacıyla  hazırlanan başvuru dilekçesinin bugün YÖK&#8217;e sunulduğu bildirilerek, YÖK  tarafından gerekli izinlerin verilmesi halinde Ankara&#8217;da kurulacak  üniversitenin İstanbul, İzmir, Konya ve Eskişehir&#8217;de kampüslerinin  bulunacağı ifade edildi.Üniversitenin bünyesinde &#8221;Havacılık Meslek  Yüksekokulu, Havacılık ve Uzay Bilimleri, Mühendislik, Hava Ulaştırma ve  İşletme&#8221; fakültelerinin bulunacağı belirtilerek, havacılık sektöründe  faaliyet gösteren çok sayıda kuruluş ile yapılacak iş birliği sayesinde,  mezunlara iş garantisinin sağlanacağı kaydedildi.</p>
<p>Üniversitede,  &#8221;Uzay Mühendisliği&#8221;, &#8221;Havayolu İşletmeciliği&#8221;, &#8221;Havaalanı  İşletmeciliği&#8221;, &#8221;Hava Trafik Yönetimi&#8221;, &#8221;Mekatronik Mühendisliği&#8221;,  &#8221;Havacılık Elektroniği&#8221; ve &#8221;Kabin Hizmetleri&#8221; konularında eğitim  verileceği belirtilerek, üniversitenin Ankara, İstanbul ve İzmir&#8217;de  bulunacak pilotaj bölümlerinde lisans düzeyinde 4 yıllık pilotluk  eğitiminin verileceği ifade edildi.</p>
<p>Bu  eğitime ek olarak farklı bölümlerden mezun olmuş ancak pilotluk  mesleğine hevesli öğrencilere yüksek lisans programları uygulanacak.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 85 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/ilk-uzay-universitemiz-kuruluyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Shakespeare&#8217;in yüzü böyleymiş</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/shakespearein-yuzu-boyleymis.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/shakespearein-yuzu-boyleymis.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 10:45:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[16.yy]]></category>
		<category><![CDATA[1840]]></category>
		<category><![CDATA[Abraham Lincoln]]></category>
		<category><![CDATA[Antropolog Dr Caroline Wilkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Darmstadt]]></category>
		<category><![CDATA[Death Masks (Ölüm Maskeleri)]]></category>
		<category><![CDATA[George Washington]]></category>
		<category><![CDATA[history channel]]></category>
		<category><![CDATA[Julius Sezar]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Lear]]></category>
		<category><![CDATA[Macbeth]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Othello]]></category>
		<category><![CDATA[oyun yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[ozan]]></category>
		<category><![CDATA[Romeo ve Juliet]]></category>
		<category><![CDATA[Şair]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare Birthplace Trust]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Welles]]></category>
		<category><![CDATA[Stuart Clarke]]></category>
		<category><![CDATA[Üç boyutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman]]></category>
		<category><![CDATA[william shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımcılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9758</guid>
		<description><![CDATA[Yazılımcılar 16. yüzyılda yaşamış oyun yazarı Shakespeare&#8217;in yüzünü üç boyutlu teknolojiyle yeniden oluşturabildiklerini iddia etti. 16. yüzyılda yaşamış İngiliz şair, ozan ve oyun yazarı William<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/shakespearein-yuzu-boyleymis.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazılımcılar 16. yüzyılda yaşamış oyun yazarı Shakespeare&#8217;in yüzünü  üç boyutlu teknolojiyle yeniden oluşturabildiklerini iddia etti.</strong></p>
<p>16. yüzyılda yaşamış İngiliz şair, ozan ve oyun  yazarı William Shakespeare’in yüzü, üç boyutlu bilgisayar teknolojisi  marifetiyle ‘canlandırıldı’. Çalışmayı yapan ekip, görüntünün yazarın  şimdiye kadar elde edilmiş, gerçeğe en yakın görüntüsü olduğunu öne  sürüyor ancak pek çok uzman tarihçiler aynı fikirde değil.Fotoğrafta,  Shakespeare’in olduğu iddia edilen yüze çizgiler bile eklenmiş. Ancak  13 Eylül’de History Channel’da yayımlanacak belgesel ‘Death Masks’ (Ölüm  Maskeleri) için hazırlanan yüz resminin, bugüne kadar Shakespeare&#8217;a ait  olduğu kesin olarak bilinen yağlıboya tablolarla alakası olmadığı  belirtiliyor.</p>
<p>Yönetmen  Stuart Clarke, adli tıp çalışmalarının sonuçlarının şaşırtıcı olduğunu  söylüyor ve ekliyor: “Hem adli tıp çalışmaları hem de tarihi bilgiler üç  boyutlu modelin Shakespeare’in görünümü olabileceğini gösteriyor.  Bilgisayarlı görüntülemedeki gelişmelerle, Shakespeare’i tarih  kitaplarına yeni baştan yazmamız gerekebilir.” Clarke’ın ekibi Napolyon,  Julius Sezar, George Washington ve Abraham Lincoln gibi isimlerin de üç  boyutlu görüntülerini ortaya çıkarmış. İşlem, bu kişilerin ölüm  maskelerinde yapılan taramalarla gerçekleşiyor. Kimi zaman kişi  hayattayken alınmış kalıplar kullanılıyor.</p>
<p>Yapımcılar görüntülerin, izleyicilerin  tarihteki figürlerin neye benzedikleri hakkındaki görüşlerini  değiştireceği kanısında. Ancak içlerinde en tartışmalı olan görüntü yine  de Macbeth, Romeo ve Juliet, Othello, Kral Lear gibi ölümsüz oyunlara  imza atmış olan Shakespeare’inki. Yazara ait olduğu öne sürülen ölüm  maskesi 1840’larda Almanya’daki Darmstadt’ta bulunmuş ve Alman bilim  insanları testlerden sonra bunun Shakespeare’e ait olduğuna kanaat  getirmişlerdi.</p>
<p>Antropolog  Dr Caroline Wilkinson, üç boyutlu görüntüler ve yazarın portresi  arasında ortaklık olduğu konusunda ısrarcı ancak ‘Shakespeare Birthplace  Trust’ adlı vakfın başkanı Stanley Welles ortaya çıkan yeni imajın ve  ölüm maskesinin geçerliliğini reddediyor: “Shakespeare o zamanlar,  şimdiki gibi ulusal bir figür değildi. Dolayısıyla ölüm maskesinin  çıkarılmış olma ihtimali de yok.”</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 113 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/shakespearein-yuzu-boyleymis.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan beynine çok benziyor!</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/insan-beynine-cok-benziyor.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/insan-beynine-cok-benziyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 10:38:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[boru kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[discovery news]]></category>
		<category><![CDATA[insan beyni]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[ragworm]]></category>
		<category><![CDATA[raju tomer]]></category>
		<category><![CDATA[serebral korteks]]></category>
		<category><![CDATA[Solucan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9755</guid>
		<description><![CDATA[Boru kurdunun beyin yapısının insanınkiyle benzer olduğu ortaya çıktı. Bilimciler şimdi &#8216;ortak ata&#8217;yı arıyor. Denizde yaşayan ‘boru kurdu’ (ragworm) adı verilen bir solucan türünün beyin<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/insan-beynine-cok-benziyor.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boru kurdunun beyin yapısının insanınkiyle benzer olduğu ortaya çıktı. Bilimciler şimdi &#8216;ortak ata&#8217;yı arıyor.</strong></p>
<p>Denizde yaşayan ‘boru kurdu’ (ragworm) adı verilen bir solucan türünün beyin yapısının insanınkine benzediği belirlendi.</p>
<p>Cell  adlı bilim bülteninde yayımlanan araştırma raporuna göre, boru kurdunun  beynindeki serebral korteks tabaka insandakine benziyor ve ‘öğrenme’  becerisine bu yüzden sahip olduğu düşünülüyor.Discovery  News’a açıklamada bulunan araştırmacı Raju Tomer, kendi yaptığı tüp  şeklindeki bir kabuğun içinde yaşayan boru kurdunun yiyecek için sürekli  çevresini incelediğni ve bu süreçte öğrenme becerisi geliştirdiğini  söyledi. Tomer, boru kurdunun beyin yapısının  insanınkiylebenzerolmasının bu beceriyi sağladığını belirtti. Tomer  “böcek, örümcek, kabuklu hayvanlarla diğer bazı kurt türlerinde de aynı  Serebral Korteks benzerliğini görme ihtimali yüksek” dedi.</p>
<p>Serebral Korteks, beynin bellek, öğrenme, dil  ve bilinç gibi çok önemli görevleri yerine getirilmesinde çok önemli rol  oynayan dış bölümü. Koku, ses ve görüntü gibi duyuların ilettiği  bilgiyi olaylarla eşleştirip belleğe kaydedildiği yer olan Serebral  Korteks’te biriken ‘anı ve bilgi’ karar verme sürecinde rol oyunuyor.  “Elbette bu boru kurdunun insan gibi düşünüp karar verdiği anlamına  gelmiyor” diyen Tomer, boru kurdunun beyninin çok küçük ve insanınkine  kıyasla milyonlarca bir oranında nöronlara sahip olduğunu söylüyor.</p>
<p>Araştırmayı  yürüten bilimciler, bugüne kadarkinden farklı bir teknoloji kullanarak  bu keşfi yaptılar. ‘Görüntü kaydı yardımıyla hücresel profil çıkarma’  olarak tanımlanan yeni teknik, gen yapısına göre her beyin hücresinin  tipini belirleme ve moleküler parmakizini tespit etme şansı veriyor.Bilimciler,  yeni keşif sayesinde insan (ve solucan) beyninin 600 milyon yıl kadar  önceye gidebilen ilk ortak atasını, yani oluşma sürecindeki başlangıç  noktasını, ve nöron kompozisyonunun nasıl geliştiğini tespit  edebilecekleri kanısında.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 103 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/insan-beynine-cok-benziyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Tanrı yaratmadı&#8217; sözü tepki uyandırdı</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tanri-yaratmadi-sozu-tepki-uyandirdi.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tanri-yaratmadi-sozu-tepki-uyandirdi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 10:31:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[1988]]></category>
		<category><![CDATA[A Brief History of Time - Zamanın kısa tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikalı fizikçi Leonard Mlodinow]]></category>
		<category><![CDATA[Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Rowan Williams]]></category>
		<category><![CDATA[astrofizikçi]]></category>
		<category><![CDATA[BBC]]></category>
		<category><![CDATA[Bing Bang]]></category>
		<category><![CDATA[büyük teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Daily Mail]]></category>
		<category><![CDATA[Evren]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Guardian]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz fizikçi ve matematikçi Sir Isaac Newton]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Neden hiçbir şey değil de birşeyler var]]></category>
		<category><![CDATA[Oxford Üniversitesi Matematik profesörü ve yazar John Lennox]]></category>
		<category><![CDATA[Profesör Stephen Hawking]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[The Grand Design - Büyük Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[the grand desing]]></category>
		<category><![CDATA[Times]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9752</guid>
		<description><![CDATA[Yakında piyasaya çıkacak kitabındaki kuramlarıyla yine yankılar uyandıran Profesör Stephen Hawking&#8217;e, İngiltere&#8217;de dini liderlerden ve bazı bilim adamlarından tepkiler geliyor. İngiliz basını, yeni kitabında &#8216;evrenin<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tanri-yaratmadi-sozu-tepki-uyandirdi.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yakında piyasaya çıkacak kitabındaki kuramlarıyla yine yankılar  uyandıran Profesör Stephen Hawking&#8217;e, İngiltere&#8217;de dini liderlerden ve  bazı bilim adamlarından tepkiler geliyor.</strong></p>
<p>İngiliz basını, yeni kitabında &#8216;evrenin  oluşması için Tanrı&#8217;ya gerek olmadığı&#8217; sonucuna varan ünlü astrofizikçi  Profesör Stephen Hawking&#8217;in ortaya attığı düşünceyi tartışıyor;  tepkileri aktarıyor.BBC  Türkçe&#8217;de yer alan habere göre Times gazetesi, Anglikan Kilisesi  Başpiskoposu Rowan Williams&#8217;ın, &#8220;Fizik tek başına &#8216;Neden hiçbir şey  değil de birşeyler var&#8217; sorusuna yanıt bulamaz&#8221; dediğini yazdı.</p>
<p>Uluslar  Topluluğu Başhahamı Jonathan Sacks da, Hawking&#8217;e &#8220;Büyük teoriler,  varlığımızın nasıl ortaya çıktığına izah getirir. Neden çıkmadığına  değil.&#8221; diyerek yanıt veriyor.</p>
<p>Hawking&#8217;in Amerikalı fizikçi Leonard Mlodinow  ile ortaklaşa yazdığı kitabı &#8220;The Grand Design&#8221;, İngiltere&#8217;de 9 Eylül&#8217;de  piyasaya çıkacak.</p>
<p>Daily  Mail gazetesi de, Evren&#8217;i Tanrı olmaksızın açıklamanın mümkün  olmadığında ısrar eden Oxford Üniversitesi Matematik profesörü ve yazar  John Lennox&#8217;un makalesine yer veriyor.</p>
<p>Profesör Lennox, &#8220;Ben bilimi giderek daha iyi anladıkça, Tanrı&#8217;ya daha fazla inanıyorum.&#8221; diyor.</p>
<p>Guardian  gazetesi ise, &#8220;Kendiliğinden yaratılış kavramının birçokları için  çelişkili göründüğünü&#8221; belirterek, &#8220;Tanrı&#8217;ya, bunca zaman sonra bile  hala var olup olmadığı hakkındaki bütün bu tartışmalardan bıkkınlık  gelmişse, pek de şaşmamak gerek.&#8221; diyor.</p>
<p>Hawking,  yeni kitabında Big Bang &#8211; Büyük Patlama&#8217;nın fizik yasalarının  kaçınılmaz sonucu olduğu saptamasını yapıyor ve Evren&#8217;in hiçten  varolabileceğini söylüyor.</p>
<p>Ünlü fizikçi, geçmişte bir yaratıcıya inanmanın, bilimle çelişmeyeceğini savunmuştu.</p>
<p>Hawking,  1988&#8242;de çoksatan kitabı &#8220;A Brief History of Time &#8211; Zamanın kısa  tarihi&#8221;nde Evren&#8217;in yaradılışında Tanrı&#8217;nın rol oynamış olabileceği  yolundaki görüşlere yer vermiş ve &#8220;Eğer bütün bir teori kurabilirsek bu  insan mantığının nihai zaferi olacaktır çünkü ancak bu sayede Tanrı&#8217;nın  aklını da anlayabiliriz&#8221; demişti.</p>
<p>Ancak  Times gazetesinde önceki gün bazı bölümleri yayımlanan &#8220;The Grand  Design &#8211; Büyük Tasarım&#8221; kitabında Evren&#8217;in başlangıcını izah etmek için  Tanrı&#8217;ya başvurmaya ihtiyaç olmadığı görüşünü dile getiriyor.</p>
<p><strong><strong>GEZEGENLERİN YÖRÜNGELERİ</strong></strong><br />
Stephen  Hawking, yayımlanmak üzere olan son kitabında İngiliz fizikçi ve  matematikçi Sir Isaac Newton&#8217;ın teorilerini çürütmeye çalışıyor.</p>
<p>Newton, Evren&#8217;in bir kaos sonucu oluşamayacağını ve Tanrı tarafından tasarlanmış olması gerektiğini söylemişti.</p>
<p>Isaac  Newton, bir seferinde &#8220;Yerçekimi gezegenlerin nasıl hareket ettiklerini  açıklıyor, gezegenleri neyin yörüngeye soktuğunu değil&#8230; Her şeyi  Tanrı yönetir&#8221; demişti.</p>
<p>İngiliz  fizikçi ise &#8220;Yerçekimi diye bir yasa olduğu için, Evren kendi kendisini  hiçten yaratabilir ve yaratmaya devam edecektir&#8221; diyerek bizim  varlığımızın, evrenin varlığının ve hiçbir yerine, birşey olmasının  sebebinin, kendiliğinden yaratılış olduğunu savunuyor.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 78 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/teknoloji/bilim-uzay/tanri-yaratmadi-sozu-tepki-uyandirdi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

