<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öğretmenler Odası &#124; Eğitim,Haber,Özel Ders,İlan,İhaleler,Üniversiteler,Sınavlar,Sbs,Ygs,Lys,Kpss,Kpds,Ales &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/category/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go</link>
	<description>Tüm Branşlar Tek Odada</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 15:06:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Meme kanseri yaşı düştü</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/meme-kanseri-yasi-dustu.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/meme-kanseri-yasi-dustu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 18:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[doktor kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[dünya meme sağlığı günü]]></category>
		<category><![CDATA[Egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hormonal ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda kilo]]></category>
		<category><![CDATA[mamografi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri yaşı 20]]></category>
		<category><![CDATA[meme ultrasonu]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ultrason]]></category>
		<category><![CDATA[Uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[zerrin atuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10929</guid>
		<description><![CDATA[8 kadından biri yaşam süresince meme kanserine yakalanıyor. Erken teşhis ise yüzde 95 oranında hayat kurtarıyor. Bugün, &#8216;Dünya Meme Sağlığı Günü. İşte kulak kabartılması gereken<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/meme-kanseri-yasi-dustu.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>8 kadından biri yaşam süresince meme kanserine yakalanıyor. Erken teşhis ise yüzde 95 oranında hayat kurtarıyor. Bugün, &#8216;Dünya Meme Sağlığı Günü. İşte kulak kabartılması gereken uyarılar ve yaşanmışlıklar.</p>
<p>Her yıl Türkiye&#8217;de yaklaşık 30 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Onlardan biri de Zerrin Atuk.</p>
<p>Hastalığını, kontrol amaçlı mamografi çektirirken öğrendiğini belirten Zerrin Atuk, o anı şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Mamografiyi çeken doktor bir şeyler söylemeye çalışıyor ama ben ne demek istediğini anlamadım. Doktora, ‘ihmal edersem kötü huylu mu olur?’ dedim. O da ‘çok özür dilerim Zerrin hanım ama siz kansersiniz’ dedi&#8230;”</p>
<p>Teşhisin ardından ameliyat olan ve iki göğsüne de protez takılan Zerrin Atuk, ağır bir tedavi görmüş. Şimdi durumu iyi ancak yine de pişman&#8230;</p>
<p>Atuk, “41 yaşındayım, 40 yaşında &#8216;artık şu mamografi ritüeline başlayalım&#8217; dediğimde tesadüfen kanserle yüzleştim. En büyük pişmanlığım keşke 35 yaşında meme ultrasonuna başlasaydım demek” şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Uzmanlara göre meme kanserinin görülme yaşı 20&#8242;lere düştü. Nedenler arasında ise beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle ortaya çıkan şişmanlık, geç yaşta anne olma ve hormonal ilaçların etkisi gösteriliyor.</p>
<p><strong><strong>İLK MAMOGRAFİ 35 YAŞINDA YAPILMALI<br />
</strong></strong>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanserinden korunmada yaşam şeklinin önemine vurgu yapıyor. Uras, “Kadınlarımızın kilolu olmamaları büyük önem taşıyor. Egzersizin faydası da çok büyük. Ayrıca kadınların gereksiz hormonal manipülasyonlardan kaçınmaları gerekiyor” diyor.</p>
<p>Erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayan Prof. Dr. Cihan Uras, kanser tarama programlarının sıklığı hakkında ise “Risk taşımayan bir kadın ilk mamografisini 35 yaşında çektirmeli, 40 yaşından sonra 2 yılda bir, 50 yaşından sonra ise yılda bir mamografi yaptırmalı” bilgisini veriyor.</p>
<p>Kadınların her ay elle kendi kendilerini muayene etmeleri ve yılda bir kez doktor kontrolünden geçmeleri de meme kanserinin erken tanısı için yapılan öneriler arasında.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 71 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/meme-kanseri-yasi-dustu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizüstünü, dizinizden uzak tutun</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/dizustunu-dizinizden-uzak-tutun.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/dizustunu-dizinizden-uzak-tutun.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 18:36:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[10 volt]]></category>
		<category><![CDATA[41 volt]]></category>
		<category><![CDATA[baz istasyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[Dalga]]></category>
		<category><![CDATA[Dizüstü bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[elektrikli]]></category>
		<category><![CDATA[elektrikli cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[elektromanyetik dalga]]></category>
		<category><![CDATA[genital bölge]]></category>
		<category><![CDATA[GSM]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[operatörler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10927</guid>
		<description><![CDATA[Elektrikli cihazların tümünün elektromanyetik dalga yaydığını ve bu dalgaların insan vücuduyla etkileştiği için bazı standartlar belirlendiğini anlatan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/dizustunu-dizinizden-uzak-tutun.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elektrikli cihazların tümünün elektromanyetik dalga yaydığını ve bu dalgaların insan vücuduyla etkileştiği için bazı standartlar belirlendiğini anlatan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, &#8221;Önemli olan standartlara uyulması. Zaten üretilen tüm cihazlar standartlara uygun şekilde üretilir ve piyasaya o şekilde çıkar&#8221; diye konuştu.</p>
<p><a href="http://www.coskunhoca.com/ozel-ders-programim" target="_blank">Elektromanyetik </a>dalga yayılımının en fazla olduğu yerlerin yüksek gerilim hatları olduğuna dikkati çeken Kalkan, bu nedenle yüksek gerilim hatlarının mümkün olduğu kadar yer altına indirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Aksi durumda yüksek gerilim hatlarının altında yerleşime izin verilmemesinin çok önemli bir konu olduğuna dikkati çeken Kalkan, şöyle devam etti: &#8221;Cep telefonları ve baz istasyonları da en çok tartışılan konu. Gelişen teknolojiyle cep telefonu ve baz istasyonlarının şiddetleri çok düştü. Dünya standardı 41 volt/metre iken Türkiye&#8217;de bu standart 10 volt/metre olarak belirlendi. Buna rağmen ölçebildiğimiz değerler birkaç volt/metreyi geçmiyor. <strong>Evlerde kullanılan tasarruflu lambalar bile cep telefonu ve baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik dalgadan daha fazla, hatta birkaç katı elektromanyetik dalga yayıyor.</strong> Yine de civarınızda baz istasyonu yoksa uzakta ya da iyi çekmiyorsa, kısaca baz istasyonu yoksunluğu çekiyorsanız cep telefonunuz o zaman asıl tehlikeyi gösteriyor demektir. Cep telefonu baz istasyonuna ulaşmak için şiddetini aşırı derecede artırır ve kulağınıza dayalı olduğu için beyninizi daha fazla ışınlar. Bundan kurtulmak için mümkün olduğu kadar baz istasyonunun olduğu yerlerde konuşmakta yarar var. Cep telefonunu günde yarım saatten fazla kullanıyorsanız kulaklık kullanmak çok daha akıllıca.&#8221;&#8217;</p>
<p><strong><strong>GENİTAL BÖLGE DAHA ÇOK IŞINLANABİLİR<br />
</strong></strong>Tunaya Kalkan, bilgisayarlar ve televizyonların tehlikeli sınırın oldukça altında olduğunu ifade<br />
ederek, dizüstü bilgisayarların diz üzerinde kullanımı konusunda bazı sakıncaların olduğuna vurguladı. Dizüstü bilgisayarın masa üstünde kullanılmasının daha uygun olacağını ifade eden Kalkan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Çünkü dizüstü bilgisayarın elektromanyetik ışıması daha çok alt kısmında oluyor. Dolayısıyla genital bölge daha fazla ışınlanabilir. Dizüstü bilgisayarı masa üstünde ya da kucağa bir yastık alıp vücutla mesafeyi artırarak kullanmak çok daha akıllıca olacaktır. Neden oldukları net bir hastalık şimdiye kadar tarif edilemedi ancak hücre yapısını bozmasından dolayı kansere neden olma olasılığı üzerinde duruluyor. Bu alanda yılda 20-30 bin civarında bilimsel çalışma yapılıyor. Henüz net olarak &#8216;şu şunu yapmıştır&#8217; denemiyor. Burada önemli olan dozdur. Eğer bir cihazın şiddetini çok yüksek artırırsanız, uzun süre o elektromanyetik ortama maruz kalırsanız kanser olma olasılığı olabilir. Ama sadece olasılıktan bahsediyoruz. Yinede tedbirli olmakta yarar var. Uzun vadede karşımıza çıkacakları bilemeyiz. Bugünkü sınırlarda bilimsel olarak cep telefonu, baz istasyonu, el cihazları henüz &#8216;tehlikeli ve kanser yapar&#8217; iddiasını net olarak ortaya koyacak bir bilgi yok.&#8221;</p>
<p>GSM operatörlerinin kampanyalarıyla cep telefonu kullanımı cazip hale getirdiğini, konuşmanın yanı sıra mesajlaşmaya yönelik de önemli kampanyalar başlattıklarını belirten Kalkan, &#8221;Konuşmak yerine mesajlaşmak daha güvenli ve uygun&#8221; dedi.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 59 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/dizustunu-dizinizden-uzak-tutun.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demir eksikliği zekâ geriliği nedeni</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/demir-eksikligi-zeka-geriligi-nedeni.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/demir-eksikligi-zeka-geriligi-nedeni.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 18:24:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[6 aylık]]></category>
		<category><![CDATA[adet kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[Aileler]]></category>
		<category><![CDATA[alyuvarlar]]></category>
		<category><![CDATA[anemi]]></category>
		<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[b2]]></category>
		<category><![CDATA[Baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[besleme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk yorulma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Toros]]></category>
		<category><![CDATA[Demir]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği anemisi]]></category>
		<category><![CDATA[demirden eksik gıda]]></category>
		<category><![CDATA[folik asit]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kan hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlık]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka geriliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10924</guid>
		<description><![CDATA[Pek çok hastalığa işaret eden demir eksikliği, zekâ geriliğinin de nedenleri arasında gösteriliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Toros, anne sütüyle beslenemeyen bebeklerde<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/demir-eksikligi-zeka-geriligi-nedeni.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok hastalığa işaret eden demir eksikliği, zekâ geriliğinin de nedenleri arasında gösteriliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Toros, anne sütüyle beslenemeyen bebeklerde demir eksikliği görülebildiğini söylüyor.</p>
<p>Kansızlığın her yaşta ortaya çıkabilen bir sorun olduğunu ancak özellikle bebeklik ve çocukluk çağında daha sık rastlandığını belirten Dr. Toros, çocuklarda demir eksikliğinden kaynaklanan sorunlar ve sorunun tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor:</p>
<p>“Demir eksikliğinin temel sebebi bebeğin anne sütü almaması ve demirden eksik gıdalarla beslenmesidir. Demir eksikliğine bağlı kansızlık basit bir sorun değildir. Sadece fiziksel rahatsızlıklara neden olmakla kalmayıp, bebeklerde zekâ düzeyini de etkilemektedir. Bu nedenle ailelerin, bebek ve çocuklarında sık görülen kansızlığın belirtilerini iyi gözlemlemesi ve zamanında uzmana başvurması gerekmektedir.</p>
<p><strong><strong>BU BELİRTİLERE DİKKAT<br />
</strong></strong>Süt çocuklarında huzursuzluk, davranış değişiklikleri, iştahsızlık, uykusuzluk veya normalin üzerinde uyuma gibi belirtiler görülmektedir. Daha büyük çocuklarda ve ergenliğe geçiş döneminde ise yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, çabuk yorulma ve nefes darlığı gibi yakınmalar ile ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><strong><strong>DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ NEDİR?<br />
</strong></strong>Anemi, kanda hemoglobin konsantrasyonunun veya kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarların) sayısının beraber veya ayrı olarak normal değerlerin altına düşmesi sonucu oluşan klinik tablodur. Bu değerlerin azalması sonucu kanın oksijen taşıma kapasitesi ve dokulara giden oksijen miktarı azalır.</p>
<p><strong><strong>BEBEKLİKTE VE ERGENLİKTE ANEMİ SIK GÖRÜLÜYOR<br />
</strong></strong>Çocuklarda aneminin oluşmasında diyetin çok büyük bir önemi vardır. Diyetin en önemli olduğu yaş grupları; 6 ay ile 2 yaş arası, bir de çocukluktan ergenliğe geçiş dönemidir. Büyümenin çok hızlı olduğu bu iki dönemde, demirden fakir yiyeceklerle beslenme sonucunda demir eksikliği anemisi meydana gelebilir. Adolesan (çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi), kızlarda adet kanamalarının düzensiz ve fazla olması da demir eksikliğine katkıda bulunan bir faktördür. Kan yapımında önemli rol oynayan diğer iki besinsel faktör B12 vitamini ve folik asittir. Ancak bu iki besinin eksikliğine bağlı anemiler, çocuklardaki demir eksikliğine bağlı anemi kadar sık görülmez. Sadece diyet değil bazı ilaçların kullanımı da çocuklarda anemiye neden olur. İlaçlar ya alyuvarların yıkımına katkıda bulunarak veya kemik iliğine doğrudan toksik etki göstererek alyuvar yapımını baskılamak suretiyle anemi meydana getirir. Çocuklarda kronik hastalıkların ve sık geçirilen enfeksiyonların anemiye neden olduğu bilinen bir gerçektir.</p>
<p><strong><strong>MUTLAKA UZMAN YARDIMI ALIN!<br />
</strong></strong>6 aylıkken yapılan rutin kan incelemesinde veya şikâyet ya da muayenede şüphelenilmesi üzerine yapılan tetkiklerde hemoglobin, demir veya ferritin (depo demiri) düzeylerinin yaş aralıklarının altına düşmesi ile tanı konur. Tetkik sonuçlarına göre demirden zengin diyet veya demir preparatları ile tedavi planlanır.</p>
<p><strong><strong>ANNE-BABALARA ÖNERİLER<br />
</strong></strong>Anne sütü ile beslenen bebeklerde, annede demir eksikliği yoksa ilk 6 ay demir eksikliği görülmemektedir. Anne sütündeki demir çok kolay emilebildiği için miktar olarak yeterli gelir. Ancak 6 aydan sonra ek gıdalar ile yetersiz demir alan bebek, demir eksikliği tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Demir en çok kırmızı ette, yumurta sarısında, yeşil sebzelerde ve tahılda bulunur. Demir eksikliğinin gelişmemesi için etten ve sebzelerden gelen demirin dengeli alınması gerekir. Demir eksikliği anemisinin engellenmesi için diyete önem verilmeli, demirden zengin ek gıdalara zamanında ve uygun şekilde başlanmalıdır.”</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 76 kez,bugün 3 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/demir-eksikligi-zeka-geriligi-nedeni.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Batı Nil Virüsü’nden 3 kişi öldü</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/turkiye%e2%80%99de-bati-nil-virusu%e2%80%99nden-3-kisi-oldu.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/turkiye%e2%80%99de-bati-nil-virusu%e2%80%99nden-3-kisi-oldu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 11:01:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[1999]]></category>
		<category><![CDATA[AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[Asya]]></category>
		<category><![CDATA[At]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[batı nil ateşi tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[batı nil virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[culex]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[memeliler]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu ile Kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Başkanı Mustafa Ertek]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9847</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan’da etkili olan Batı Nil Virüsü’ne Türkiye’de de rastlandığı Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı. Sağlık Bakanlığı bugüne kadar 7 hastada virüse rastlandığını 3 kişinin hayatını kaybettiğini<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/turkiye%e2%80%99de-bati-nil-virusu%e2%80%99nden-3-kisi-oldu.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yunanistan’da etkili olan Batı Nil Virüsü’ne Türkiye’de de  rastlandığı Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı. Sağlık Bakanlığı  bugüne kadar 7 hastada virüse rastlandığını 3 kişinin hayatını  kaybettiğini açıkladı.</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada  Yunanistan’da şu ana kadar 18 kişinin ölümüne neden olan Batı Nil  Virüsü’ne Türkiye’de de rastlandığını belirtti.Sağlık  Bakanlığı Hıfzıssıhha Başkanı Mustafa Ertek tarafından yapılan  açıklamada, Türkiye&#8217;de bugüne kadar 5 ilden 7 vakaya Batı Nil Ateşi  tanısı konulduğunu ve bu hastalardan 3&#8242;ünün kaybedildiğini bildirdi.  Hastalardan 2&#8242;sinin tedavisi ise sürüyor.</p>
<p>Ertek şu ana kadar herhangi bir salgından bahsedilemeyeceğini söyledi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel  Müdürlüğü&#8217;nden edinilen bilgiye göre, hastalık özellikle kaynağı  kargalar olan rezervuarlardan &#8221;Culex&#8221; türü sivrisinekler aracılığı ile  insanlara, atlara ve diğer memelilere bulaşıyor.Bulaşma,  çoğunlukla sivrisinek popülasyonunun aktif olduğu sıcak havalarda  meydana geliyor. Bunların dışında kan yoluyla, organ ve doku  nakilleriyle, anneden bebeğe anne karnında ve emzirme sırasında söz  konusu olabiliyor.</p>
<p>Hastalık,  virüsün bulaştığı kişilerde çoğu kez hiçbir belirti ve bulgu vermiyor.  Genellikle kişiler farkına bile varmıyor. Yaklaşık yüzde 20 oranında ise  Batı Nil ateşi adı verilen, hafif bir enfeksiyon gelişiyor ve tam  iyileşme gerçekleşiyor.</p>
<p>Yaşlılar,  çocuklar, hamileler ve HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi  baskılanmış kişilerde Batı Nil virüsü çok ciddi olabiliyor ve beyin  iltihaplanmasına ya da beyni ve omuriliğini çevreleyen zarlarda  iltihaplanmaya yol açabiliyor. Virüse yakalananların yaklaşık yüzde  1&#8242;inden daha azında, şiddetli hastalık görülüyor ve az sayıda vakada  Batı Nil virüsü ölümcül olabiliyor.</p>
<p><strong><strong>ATEŞLE KENDİNİ GÖSTEREN HASTALIĞIN AŞISI YOK<br />
</strong></strong>Verilen  bilgiye göre hastalık, kendini ilk olarak ateş ile gösteriyor. Bu  belirtileri, baş ağrısı, kas ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve  ishal, ciltte kızarıklık, lenf bezlerinin şişmesi, coğrafi dağılım  izliyor. Hastalıktan korunmak için herhangi bir aşı mevcut değil.</p>
<p><strong><strong>ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER<br />
</strong></strong>Batı Nil Virüsü&#8217;nden korunmak için özelikle hasta veya ölmekte olan kuşlara dikkat edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Sivrisineklerin  hakim olduğu saatlerde, özellikle gün ağarırken, akşam karanlığında ve  akşamın erken saatlerinde gereksiz dış mekan faaliyetlerinden  kaçınılması öneriliyor.</p>
<p>Sivrisineklerin istila ettiği alanlarda uzun kollu gömlek ve pantolon giyilmesi tavsiye ediliyor.</p>
<p>Cilt  üzerine ve giysilere yoğunluğu yüzde 10 ila yüzde 30 arasında değişen  sivrisinek kovucu ilaç sürülmesi öneriliyor. Yoğunluğu yüzde 10 olan bir  koruyucunun yaklaşık iki saat etkili olduğuna ise dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong><strong>AFRİKA&#8217;DA ORTAYA ÇIKTI</strong></strong><br />
Batı  Nil Virüsü, ilk olarak 1930&#8242;ların sonunda Afrika&#8217;da ortaya çıktı. O  zamandan bu yana Asya, Avrupa, Orta Doğu ile Kuzey ve Güney Amerika&#8217;da  yayılan hastalık, Birleşik Devletler&#8217;de ilk olarak 1999&#8242;daki Doğu Kıyısı  salgıyla görüldü.</p>
<p>Sivrisineklerin virüs taşıdığı bölgelere gitmek veya o bölgelerde yaşamak Batı Nil virüsüne yakalanma riskini artırıyor.</p>
<p><strong><strong>YOLCULAR İÇİN RİSK<br />
</strong></strong>Ilıman  bölgelerde Batı Nil virüsü, ilkbahar sonlarında başlayan, genellikle  Ağustos ve Eylül aylarında doruğa ulaşan bir mevsimsel kalıp izliyor.</p>
<p>Güney iklimlerinde yaşayan insanlar, bütün bir yıl boyunca enfeksiyona yakalanma riski ile karşı karşıya bulunuyor.</p>
<p><strong><strong>DÜNYADA HASTALIK NEDENİYLE ÖLÜ SAYISI ARTIYOR</strong></strong><br />
Yunanistan&#8217;da geçen ay ortaya çıkan Batı Nil Virüsü nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 18&#8242;e ulaştı.</p>
<p>Yerel  basında yer alan haberlerde, Batı Nil Virüsünün bulaştığı tespit  edilenlerin sayısının 177 olduğu, hastanelerde 9 hastanın yoğun bakım  ünitelerinde tutulduğu açıklandı. Özellikle Yunanistan&#8217;ın kuzeyinde  görülen vakalarda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünü 70 yaş üstü  hastalar oluşturuyor. Hastalığın Romanya&#8217;da da görüldüğü ve ölümlere yol  açtığı kaydedildi.</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Dünyayı sarsan karikatür olayından 5 yıl sonra  Batı ve İslam dünyası yeni bir krizle karşı karşıya. Krizin sebebi ise  ABD&#8217;de bir kilisenin 11 Eylül saldırılarının yıl dönümünde Kur&#8217;an  yakmayı planlaması.</p>
<p class="textBodyBlack">Amerikan  yönetiminin önde gelen isimleri Kur&#8217;an yakma planını &#8220;tehlikeli ve  aptalca&#8221; olarak tanımlarken, kiliseye bu plandan vazgeçmesi yönünde  baskı yapıldığı belirtiliyor.</p>
<p class="textBodyBlack">Dini liderler de sükunet çağrısında bulundu. Ancak Amerika&#8217;yı karıştıran söz konusu kilise, halen geri adım atmış değil.</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 165 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/turkiye%e2%80%99de-bati-nil-virusu%e2%80%99nden-3-kisi-oldu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özürlülerin memurluk yönetmeliği değişti</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/ozurlulerin-memurluk-yonetmeligi-degisti.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/ozurlulerin-memurluk-yonetmeligi-degisti.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 15:45:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[657 sayılı devlet memuru kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Memurluğu]]></category>
		<category><![CDATA[devlet personel başkanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9733</guid>
		<description><![CDATA[Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapıldı. Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/ozurlulerin-memurluk-yonetmeligi-degisti.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapıldı.</strong></p>
<p>Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları  ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik  Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı.Yönetmeliğin  2, 4 ve 6. maddelerinde yer alan &#8221;ilk defa&#8221; ibareleri madde  metinlerinden çıkartıldı. Daha önce &#8221;ilk defa devlet memurluğuna  atanacak özürlüleri&#8221; kapsayan Yönetmeliğin kapsamı, bu maddelerdeki  &#8221;ilk defa&#8221; ibaresinin kaldırılmasıyla genişletildi.</p>
<p>Yönetmelik&#8217;te  4. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki &#8221;özürlü&#8221; tanımı da &#8221;Özürlü:  Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal,  duyusal ve sosyal yetenekleri bakımından özür durumuna göre tüm vücut  fonksiyon kaybı oranının yüzde kırk ve üzerinde olduğunu sağlık kurulu  raporu ile belgeleyenler&#8221; olarak değiştirildi.</p>
<p>Aynı maddeye &#8221;Özürlü sağlık kurulu raporu;  Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu  Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınmış sağlık kurulu  raporunu&#8221; tanımlar ifadesi eklendi.</p>
<p>Yönetmeliğin  8. maddesinin &#8221;Özürlüler için dönemler itibarıyla yapılacak sınavlar,  657 sayılı Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun değişik 46 ve 47. maddeleri  gereğince Devlet Personel Başkanlığınca duyurulur&#8221; şeklindeki 1.  fıkrası, &#8221;Kamu kurum ve kuruluşları, özürlü memur alımı amacıyla  yapacakları sınavlara ilişkin duyuru taleplerini özürlü memur alınacak  kadroların sınıf, unvan ve derecelerini, sayısını, bu personelde  aranacak genel ve özel şartları, sınav için en son başvurma tarihini,  başvurulacak mercileri, sınav tarihleri ile sınava ilişkin diğer  bilgilerde de değişiklik yapıldı.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 121 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/ozurlulerin-memurluk-yonetmeligi-degisti.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkadaşınızın kedisi alerji nedeni!</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/arkadasinizin-kedisi-alerji-nedeni.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/arkadasinizin-kedisi-alerji-nedeni.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 15:30:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alerji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[fel d1]]></category>
		<category><![CDATA[hepa]]></category>
		<category><![CDATA[Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[uz.dr.ilkay keskinel]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Etkinlikli Parçacık Tutulumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9731</guid>
		<description><![CDATA[Evinizde kedi beslemediğiniz, onlara dokunmadığınız hatta sokakta gördüğünüzde yolunuzu değiştirdiğiniz halde kedi alerjiniz mi var? Nedeni, ofis arkadaşınızın hiç görmediğiniz kedisi olabilir. Son derece sevimli<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/arkadasinizin-kedisi-alerji-nedeni.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evinizde kedi beslemediğiniz, onlara dokunmadığınız hatta sokakta  gördüğünüzde yolunuzu değiştirdiğiniz halde kedi alerjiniz mi var?  Nedeni, ofis arkadaşınızın hiç görmediğiniz kedisi olabilir.</strong></p>
<p>Son derece sevimli olsalar da, kediler duyarlı  kişilerde alerjik belirtileri tetikleyebilirler. Bilimsel çalışmalar,  erişkinlerde kediye bağlı alerjik duyarlanma sıklığının yüzde 10 ile 15  arasında olduğunu gösteriyor. Kedi alerjisine bağlı olarak, burun, göz, deri ve akciğerlere ait yakınmalar ortaya çıkabiliyor. Kedi  alerjisi yakınmaları gösterdiğinizde evinizde kedi beslenmediğinizi  hatta sokakta dahi kedi ile karşılaştığınızda yolunuzu değiştirdiğinizi  söyleyebilirsiniz. Ancak gün içinde aynı ortamda bulunduğunuz kişilere,  hatta ofis arkadaşınıza ait bir kedi bile alerjinizi tetikleyebilir.</p>
<p>Memorial  Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay  Keskinel, kedi ile temas eden kişiyle karşılaşmanın bile alerji nedeni  olabildiğini söylüyor. Dr. Keskinel, kedi kaynaklı alerjiler ve tedavi  yöntemleri hakkında şunları anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Bu  alerjenlerin birden fazla çeşidi olmakla beraber, en sık alerji yapanı  “Fel d1”dir. Protein yapılı bu alerjen, kedinin deri, yağ, tükürük ve  gözyaşı bezleri kaynaklı olabilir. Başlıca kedi derisi ve tüylerinin  üzerinde yerleşmiş olarak bulunur. Oldukça yapışkan olduğundan giysilere  de yapışması ve böylece kedi bulunmayan yerlere taşınması da mümkündür.  Dolayısıyla, kedi alerjisi olan bir kişide, kişi kediyle doğrudan temas  etmese de, kedi ile temas etmiş kişiyle karşılaşma sonucu alerjik  yakınmalar ortaya çıkabilir.&#8221;</p>
<p><strong><strong>KEDİYİ YATAK ODASINDAN UZAK TUTUN</strong></strong><br />
Havaya  karışan Fel d1, kedi alerjisi olan kişilerde solunum yollarına girince  öksürük, hapşırık, nefes darlığı, burunda kaşıntı, tıkanma veya akıntı,  gözlerde kaşınma ve akıntı gibi belirtilere yol açabiliyor. Dr.  Keskinel, kedinin yatak odasından uzak tutulması gerektiğini söyleyerek  kedi alerjisine karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:</p>
<p>&#8220;Kediye bağlı alerji olması durumunda, en uygun  çözüm, kediden uzak durulmasıdır. Ancak, kimi hastalar, neredeyse evin  bir bireyi haline gelmiş kedilerinden uzak duramıyorlarsa, hiç değilse  yatak odasından kedinin uzak tutulması bir derece yararlı olabilir.  Yatak odasının kapısı alerjenlerin girişini biraz olsun önlemek için  mutlaka kapalı tutulmalıdır.</p>
<p><strong><strong>SEVİMLİ DOSTUNUZUN TEMİZLİĞİNE ÖZEN GÖSTERİN</strong></strong><br />
Alınabilecek  diğer önlemler arasında, kedinin belli aralıklarla yıkanması, &#8216;HEPA&#8217;  yani, &#8216;Yüksek Etkinlikli Parçacık Tutulumu&#8217; adı verilen özel filtreleri  içeren hava temizleyici cihazların kullanılması uygun olacaktır. Yine,  HEPA filtresi içeren elektrik süpürgeleri, kedi alerjenlerinin  süzülmesinde fayda sağlayabilir.</p>
<p><strong><strong>HALILARI KALDIRIN, YERLERİ CİLALATIN</strong></strong><br />
Kedi  alerjenlerinin kolayca yapışmasını önlemek amacıyla kumaş kaplı  mobilyaların azaltılması, mümkün olduğunca halıların kaldırılması ve  yerlerin cilalanması da alınabilecek önlemler arasında bulunuyor.  Kedilerde Fel d1 üretimi, hormonal kontrol altındadır. Erkek kediler  kısırlaştırıldıklarında, bu alerjenin miktarı bariz derecede azalır.  Kedi evden uzaklaştırılsa dahi, alerjenleri uzun bir süre (aylarca) evde  kalabilir. Bu nedenle, kedi evden ayrıldıktan sonra, ya da daha önce  kedi yaşamış bir eve taşınılacaksa, iyi bir temizlik yapılması uygun  olur.&#8221;</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 113 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/arkadasinizin-kedisi-alerji-nedeni.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kene kabusu bitiyor mu?</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/kene-kabusu-bitiyor-mu.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/kene-kabusu-bitiyor-mu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 14:50:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[5. Ulusal Hemaferez Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[kanı temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Kene]]></category>
		<category><![CDATA[kene salgını]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo kanamalı ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[kkka]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Oral]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9297</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de ilk kez bir Kırım Kongo kanamalı ateşi hastası, kanı temizlenerek tedavi edildi. Türkiye&#8217;de kene ısırması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanan bir<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/kene-kabusu-bitiyor-mu.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;de ilk kez bir Kırım Kongo kanamalı ateşi hastası, kanı temizlenerek tedavi edildi.</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de kene ısırması sonucu Kırım Kongo  Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanan bir kişi, kanı temizlenerek  tedavi edildi.</p>
<p>Kanı,  iki ayrı filtrasyon işlemine tabi tutularak kene mikrobundan  arındırılan yoğun bakım hastası, tekrar sağlığına kavuşarak taburcu  oldu.</p>
<p>Ankara  Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı  öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Oral, 44 yaşındaki erkek hastanın kene  ısırmasından 5 gün sonra, yüksek ateş, burun ve bağırsak kanaması,  karaciğerde enzim bozukluğu ve trombosit eksikliğiyle hastaneye  başvurduğunu anlattı.</p>
<p>Çok geç dönemde başvurduğu için organ  yetmezliği gelişme riski olan hastaya ancak destek tedavisi  uygulanabildiğini kaydeden Oral, &#8221;Uyguladığımız destek tedavisinden  olumlu sonuç alamayınca aferez yöntemiyle hastanın kanını ayrıştırarak  KKKA&#8217;nın neden olduğu mikroorganizmalardan temizlenmesine karar verdik&#8221;  dedi.</p>
<p>Bu işlemin  yanı sıra antiviral tedavinin de devam ettiğini ifade eden Oral, &#8221;Kanın  ayrıştırılması, son dönemdeki bir hasta için etkin bir tedavi yöntemi  yöntemi oldu. Kandaki mikroorganizmaların temizlenmesiyle ana tedaviye  olanak sağlandı. Böylece hasta organ yetmezliği gelişmeden ölüm riski  çok yüksek olan hastamız sağlığına kavuşup taburcu oldu&#8221; şeklinde  konuştu.</p>
<p><strong><strong>TÜRKİYE&#8217;DE İLK KEZ KKKA&#8217;YA UYGULANDI<br />
</strong></strong>Ankara  Üniversitesi Tıp Fakültesi Aferez Merkezi sorumlusu Prof. Dr. Osman  İlhan da, &#8221;Duble Filtrasyon Plazmaferezi&#8221; adı verilen, enfeksiyon  hastalıkları, yoğun bakım ve terapotik aferez ekibinin görev aldığı  tedavinin, Türkiye&#8217;de ilk kez bir KKKA hastasına uygulandığını söyledi.</p>
<p>Bu  işlemde hastanın kanının iki ayrı filtrasyona tabi tutulduğunu ifade  eden İlhan, ilk işlemde kanın plazmasının ayrıştırıldığını, ikinci  işlemde ise ayrıştırılan plazmadaki KKKA hastalığının yol açan kene  virüsünden kaynaklanan toksinlerin temizlendiğini bildirdi.</p>
<p>Toksinlerden  temizlenen plazmasının tekrar birleştirme işlemine tabi tutulduktan  sonra hastaya geri verildiğini kaydeden İlhan, &#8221;Bu işlemde hastaya  hiçbir ilaç verilmiyor. Sadece temizlenen kendi kanı tekrar hastaya  veriliyor. Hastada hiçbir kan kaybı da olmuyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong><strong>KESİN BİR ŞEY SÖYLEMEK İÇİN BİRKAÇ KEZ DAHA DENENMELİ<br />
</strong></strong>8  kez tekrarlanan filtrasyon işlemi sonunda antiviral tedavisiyle  birlikte hastanın tekrar sağlığına kavuştuğunu belirten Prof. Dr. İlhan,  tedavinin etkinliği konusunda kesin bir şey söyleyebilmek için daha  fazla hasta üzerinde uygulanması gerektiğini, yeni yöntemin 23-26 Eylül  tarihleri arasında düzenlenecek 5. Ulusal Hemaferez Kongresi&#8217;nde  tartışmaya açılacağını kaydetti.</p>
<p>Bu  yöntemin rutin bir tedavi olarak uygulanabilmesi ilgili birimler  tarafından bir proje hazırlandığını anlatan İlhan, bu projede  kullanılacak malzemelerin üretici firma tarafından ücretsiz  karşılanacağını söyledi.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 257 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/kene-kabusu-bitiyor-mu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Aile hekimleri yalnız bırakıldı&#8221;</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aile-hekimleri-yalniz-birakildi.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aile-hekimleri-yalniz-birakildi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 14:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[15 temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Aile hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Selçuk Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[il sağlık müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık kuruluşları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9294</guid>
		<description><![CDATA[Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Selçuk Atalay, birçok aile sağlığı merkezinde, aile hekimlerinin, yardımcı personeli olmadan yalnız başına çalışmak zorunda bırakıldığını öne sürdü. Atalay, Ankara<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aile-hekimleri-yalniz-birakildi.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Selçuk Atalay, birçok aile  sağlığı merkezinde, aile hekimlerinin, yardımcı personeli olmadan yalnız  başına çalışmak zorunda bırakıldığını öne sürdü.</strong></p>
<p>Atalay, Ankara Tabip Odasında düzenlenen basın  toplantısında, Ankara&#8217;da 15 Temmuzdan beri aile hekimliği sisteminin  uygulandığını, süreci yakından takip ettiklerini söyledi.Hekimlerin  15 Temmuzda olağan dışı koşullarda göreve başladıklarını anlatan  Atalay, &#8221;Bugün mekan, personel, evrak, iletişim gibi birçok konuda, çok  sayıda eksiklik ve sıkıntı yaşanmaktadır. Hekimler 40 gündür  belirsizliklerin içinde çabalamaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Aile  hekimliği uygulamasına geçişte Ankara Sağlık Müdürlüğünce gereken  hazırlıkların yapılmadığını iddia eden Atalay, birçok aile sağlığı  merkezinde aile hekiminin, yardımcı personeli olmadan yalnız başına  çalışmak zorunda bırakıldığını iddia etti.</p>
<p>İl Sağlık Müdürlüğünce yer verilmeyen  hekimlerin ceplerinden 15-20 bin lira harcamak zorunda bırakıldığını  savunan Atalay, &#8221;Bu, Ankara&#8217;da Bakanlığın, sağlık hizmeti sunmak için  hekimlere merkezler yaptırması demektir&#8221; diye konuştu.Aile  sağlığı merkezlerinin su aboneliklerinin ASKİ tarafından ticari tipte  yapıldığını da belirten Atalay, aile hekimlerinin ticari muhatap olarak  görüldüklerini söyledi.</p>
<p><strong><strong>&#8220;HEKİMLER TEHDİT EDİLİYOR&#8221;</strong></strong></p>
<p>Aile  hekimlerinin bölgesindeki cezaevi, kadın sığınma evinde kalanlara da  bakmak zorunda bırakıldığını iddia eden Atalay, &#8221;3 bin 500 nüfusa bakan  bir hekim, bir de cezaevi doktorluğu nasıl yapar?&#8221; diye sordu.Sağlık  Müdürlüğü çalışanlarının bir bölümünün &#8221;Aile hekimleri çok para aldığı  için her şeyi yapmak zorundadır&#8221; görüşünde olduğunu savunan Atalay,  &#8221;Şikayete yol açarsanız ceza alırsınız, sözleşmeniz feshedilir&#8221;  ifadesiyle hekimlerin tehdit edildiğini öne sürdü.</p>
<p>Birinci  basamak sağlık kuruluşlarının özelleştirildiğini, piyasalaştırıldığını  iddia eden Atalay, &#8221;Bakanlığın temel ideolojik tercihinden sağlığı  herhangi bir alınıp satılan mal olarak görmekten vazgeçmesi gerekir.  Türkiye sağlık ortamının temel sorunu bu ticari bakıştır. Sağlık,  ticareti yapılacak bir hizmet değildir&#8221; diye konuştu.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 93 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aile-hekimleri-yalniz-birakildi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alışkanlıklar değişiyor, mide kanseri artıyor</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aliskanliklar-degisiyor-mide-kanseri-artiyor.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aliskanliklar-degisiyor-mide-kanseri-artiyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 11:35:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Helikobakter pilori]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Memorial Ataşehir Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mide kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara ve Alkol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9291</guid>
		<description><![CDATA[Bilinçsiz beslenme alışkanlıklarının yanı sıra sigara ve alkol tüketiminin hızla yaygınlaştığını belirten uzmanlar, mide kanserindeki artışa dikkat çekiyor. Mide kanseri, karnın sol üst bölgesinde bulunan<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aliskanliklar-degisiyor-mide-kanseri-artiyor.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilinçsiz beslenme alışkanlıklarının yanı sıra sigara ve alkol  tüketiminin hızla yaygınlaştığını belirten uzmanlar, mide kanserindeki  artışa dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Mide kanseri, karnın sol üst bölgesinde bulunan midenin herhangi bir  noktasına yerleşen, genellikle lenf bezleri, karaciğer ve akciğere  yayılan bir kanser türü.En sık görülen kanser türleri arasında  4. ancak kanserden ölümlerde 2. sırada yer alıyor. Memorial Ataşehir  Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat,  &#8220;Çeşitli sebeplerden dolayı midenin mukoza zarında tümörler gelişir, bu  tümörlerden kötü huylu olanlar, kansere yol açar&#8221; diyor. Mide  kanseri, erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla görülüyor.  Ülkemizde de sık görülen mide kanserinden dünyada her yıl ortalama 800  bin kişi ölüyor. ABD’de her yıl yaklaşık 25 bin kişi mide kanserine  yakalanıyor.</p>
<p><strong><strong>ETLİ BESİNLERE İSTEKSİZLİK VARSA&#8230;<br />
</strong></strong>Etli  gıdalara isteksizliğin önemli bir mide kanseri belirtisi olduğunu  belirten Prof. Polat, hastalığın erken dönemde genellikle belirti  vermediğini söylüyor:</p>
<p>&#8220;Başlangıçta hazımsızlık ve şişkinlik,  özellikle etli gıdalara karşı isteksizlik görülür. Daha geç dönemlerde  ise karın ağrısı, bulantı, kusma, gıda alımından sonra şişkinlik, kilo  kaybı görülmektedir. Daha önce herhangi bir şikayeti olmayan 40 yaş  üzerinde bir kişide hazımsızlık ve kilo kaybı gibi durumlar, hastalık  açısından değerlendirmeyi gerektiren belirtilerdendir.&#8221;</p>
<p><strong><strong>BESLENME ALIŞKANLIĞI VE SİGARA EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ</strong></strong><br />
Mide  kanserini tetikleyen birçok neden bulunduğunu vurgulayan Prof. Polat,  midede kansere yol açabilecek durumları şu şekilde özetliyor:</p>
<p><strong><strong>Beslenme Tarzı:</strong></strong> Beslenme alışkanlığının önemli rol oynadığı mide kanserinde özellikle  mangalda pişmiş et ve benzeri gıdalar, aşırı tuzlanmış ve salamura  yapılmış sebzeler, mide kanserinin oluşumunda etkin rol oynar. Mide  kanserinden korunmak amacıyla Akdeniz menüsü tarzında beslenme koruyucu  sayılabilecek önlemlerdendir. Taze ve doğal olan sebze ve meyveler yine  mide kanserine karşı koruyucu özelliğe sahiptir.</p>
<p><strong><strong>Enfeksiyonlar:</strong></strong> Helikobakter pilori, mide  kanserine neden olan önemli bir faktördür. Tüm mide kanseri olgularının  yüzde 65-85’inde helikobakter pilori enfeksiyonu mevcuttur. Diğer  taraftan bakıldığında da tüm helikobakter pilori, enfeksiyonlu olguların  yüzde 2’sinde mide kanseri vakasına rastlanmaktadır.</p>
<p><strong><strong>Sigara ve Alkol: </strong></strong>Sigara,  önemli aynı zamanda da önlenebilir bir mide kanseri nedenidir.  Sigaranın mide kanserine olan tetikleyici özelliğine bir de alkol ile  birlikte tüketiminin eklenmesi, mide kanseri olma oranını çok daha fazla  artırmaktadır. Bunun için sigara ve alkolden uzak durulması  önerilmektedir.</p>
<p><strong><strong>Genetik:</strong></strong> Birçok hastalık gibi mide kanserinde de genetik faktörlerin etkili  olabileceği bilinmektedir. Tüm mide kanserli olguların yaklaşık yüzde  10’unda genetik faktörler ön planda bulunmaktadır.</p>
<p><strong><strong>TEDAVİNİN BAŞARISI İÇİN ERKEN TEŞHİS GEREKLİ</strong></strong><br />
Mide  kanseri tanısında en önemli yöntemin endoskopi olduğunu belirten ve  &#8220;Risk grubundaki olgulara mutlaka endoskopi yapılmalıdır&#8221; diyen Prof.  Dr. Kamil Yalçın Polat, mide kanserinde tanı ve tedavi yöntemleri  hakkında ise şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Endoskopi uygulamasında, ucunda  kamera olan bir boru ile mideye girilir. Eğer ur tespit edilirse,  biyopsi yapılır. Kesin tanı için biyopsi kaçınılmazdır. Endoskopinin  uygun kullanımı ile hastalığı erken evrede yakalamak mümkün  olabilmektedir. Özellikle Japonya&#8217;da endoskopinin etkin kullanımı; erken  tanıyı ve buna bağlı olarak hastalıktan kurtularak uzun yaşam  sonuçlarını da beraberinde getirmiştir.</p>
<p>Bunun dışında kontrastlı  grafiler ve bilgisayarlı tomografi mide kanseri tanısını sağlayan diğer  önemli araçlardandır. Mide kanseri tanısının ardından uygulanacak olan  tedavi multi disipliner yaklaşımı gerektirir, yani ekip çalışması ile  başarı sağlanabilmektedir. Cerrahi olarak tümörün uygun şekilde  çıkarılması hastalığın en önemli ve en belirleyici tedavi şeklidir.  Hastalığın evresine göre kemoterapi ve radyoterapi uygulanması önemli  etkinliğe sahiptir. Eğer lenf bezlerine sıçrama olmuşsa mutlaka  kemoterapi yapılmalıdır.&#8221;</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 193 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/aliskanliklar-degisiyor-mide-kanseri-artiyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tavuk eti kadınlarda kalp krizi riskini azaltıyor</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/tavuk-eti-kadinlarda-kalp-krizi-riskini-azaltiyor.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/tavuk-eti-kadinlarda-kalp-krizi-riskini-azaltiyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 11:31:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Boston]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Walter Willett]]></category>
		<category><![CDATA[Harvard Halk Sağlığı Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[kroner]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk eti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=9289</guid>
		<description><![CDATA[ABD&#8217;de 26 yıl süren araştırma, tavuk etinin kadınlarda kalp krizi riskini yüzde 19 oranında düşürdüğünü ortaya koydu. Boston&#8217;daki Harvard Halk Sağlığı Fakültesinden bir grup bilim<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/tavuk-eti-kadinlarda-kalp-krizi-riskini-azaltiyor.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD&#8217;de 26 yıl süren araştırma, tavuk etinin kadınlarda kalp krizi riskini yüzde 19 oranında düşürdüğünü ortaya koydu.</strong></p>
<p>Boston&#8217;daki Harvard Halk Sağlığı Fakültesinden  bir grup bilim adamının yaptığı araştırma, tavuk eti tüketiminin kalp  krizi riskini önemli derecede azalttığını bir kez daha kanıtladı.Yaşları  30 ile 55 arasında değişen ve herhangi bir kalp, kanser ve diyabet  hastalığı olmayan 84 bin kadın üzerinde yapılan araştırma, günde 2 kez  kırmızı et tüketen kadınlarda kalp krizi riskinin, günde yarım porsiyon  tüketenlere oranla yüzde 30 daha fazla olduğunu gösterdi.Araştırmaya  göre, kırmızı ete göre daha düşük oranda yağ içeren tavuk eti tüketmek  ise kalp krizi riskini yüzde 19 oranında azaltıyor.</p>
<p>Koroner kalp hastalıkları riskini azaltmak için  daha düşük yağ içeren ve protein açısından zengin olan tavuk, balık ve  fındık tüketilmesini öneren Harvard Halk Fakültesi Beslenme Bölümü  Başkanı Dr. Walter Willett, şunları söyledi:&#8221;Araştırmamız,  tercih edilen protein kaynağının sağlığımız üzerindeki etkisinin büyük  olduğunu ortaya koydu. Kırmızı et tükettiğimiz zaman yüksek oranda  doymuş yağ ve kolesterol alıyoruz. Kalp ve damar sağlığı için kırmızı et  tüketiminin mümkün olduğunca azaltılmasını öneriyoruz.&#8221;</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 98 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/saglik/tavuk-eti-kadinlarda-kalp-krizi-riskini-azaltiyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

