<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öğretmenler Odası &#124; Eğitim,Haber,Özel Ders,İlan,İhaleler,Üniversiteler,Sınavlar,Sbs,Ygs,Lys,Kpss,Kpds,Ales &#187; Sergi</title>
	<atom:link href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/category/kultur-sanat/sergi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go</link>
	<description>Tüm Branşlar Tek Odada</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 15:06:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Efsane oyuncaklar Furby</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-furby.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-furby.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 09:17:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1997]]></category>
		<category><![CDATA[efsane oyuncaklar]]></category>
		<category><![CDATA[furby]]></category>
		<category><![CDATA[hasbro]]></category>
		<category><![CDATA[Oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[tiger electronics]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10432</guid>
		<description><![CDATA[Oyuncak pazarında rekabet edebilmek için oyuncak devi Hasbro 1997de Tiger Electronicsi satın aldı. 1998de en yeni elektronik oyuncak, Furby satıştaydı. Furby tüylü, Furby dilinde konuşan<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-furby.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncak pazarında rekabet edebilmek için oyuncak  devi Hasbro 1997de  Tiger Electronicsi satın aldı. 1998de en yeni  elektronik oyuncak,  Furby satıştaydı. Furby tüylü, Furby dilinde  konuşan ama ıngilizce  öğrenmeye çalışan bir yaratık.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 16934 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-furby.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane oyuncaklar rubik küp</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-rubik-kup.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-rubik-kup.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 14:39:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1970]]></category>
		<category><![CDATA[1980]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Erno Rubik]]></category>
		<category><![CDATA[ilk bulmaca]]></category>
		<category><![CDATA[küp]]></category>
		<category><![CDATA[Macar]]></category>
		<category><![CDATA[Üç boyutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10423</guid>
		<description><![CDATA[Macar mucit Erno Rubik 1970lerin ortalarında üç boyutlu ilk bulmaca küpünü oluşturdu, 10 yıl kadar sonra bir marka oldu. 1980de Idealın oyuncağı ABDye ithal etmesiyle<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-rubik-kup.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Macar mucit Erno Rubik 1970lerin ortalarında üç  boyutlu ilk bulmaca  küpünü oluşturdu, 10 yıl kadar sonra bir marka  oldu. 1980de Idealın  oyuncağı ABDye ithal etmesiyle oyuncağın  popülaritesi arttı.  Milyonlarca çocuk ve yetişkin için Rubik küpü  saplantı haline geldi.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 11314 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-rubik-kup.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane oyuncaklar play-doh</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-play-doh.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-play-doh.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 14:21:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1950]]></category>
		<category><![CDATA[efsane oyuncaklar]]></category>
		<category><![CDATA[joe mcvicker]]></category>
		<category><![CDATA[oyun hamuru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10419</guid>
		<description><![CDATA[1950lerin başında Joe McVicker okullarda çocukların silgi olarak kullanmaları için bu hamurları üretti. İlgi çektiğini fark eden Mc Vicker, çevredeki bütün okullara hamuru yollamayı önerdi;<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-play-doh.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1950lerin başında Joe McVicker okullarda  çocukların silgi olarak  kullanmaları için bu hamurları üretti. İlgi  çektiğini fark eden Mc  Vicker, çevredeki bütün okullara hamuru  yollamayı önerdi; zaten silgiden  ziyade oyuncak olarak kullanıldığını  fark etmeleri uzun sürmedi.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 182 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-play-doh.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane Oyuncaklar Yoyo</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-yoyo.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-yoyo.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Feb 2011 11:18:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1920]]></category>
		<category><![CDATA[1928]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikalı]]></category>
		<category><![CDATA[m.ö]]></category>
		<category><![CDATA[pedro flores]]></category>
		<category><![CDATA[yo yo]]></category>
		<category><![CDATA[yoyo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10412</guid>
		<description><![CDATA[Yoyo Tarihi M.Ö. 500 yıllarına dayanan Yoyo (Aslında Yo-Yo), 1920lerin sonunda Amerikalı göçmen Pedro Flores uluslararası piyasaya sunana kadar keşfedilmedi. Bir otelde garsonluk yapan Flores,<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-yoyo.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yoyo </strong>Tarihi M.Ö. 500 yıllarına dayanan Yoyo (Aslında Yo-Yo), 1920lerin sonunda Amerikalı göçmen Pedro Flores uluslararası piyasaya sunana kadar keşfedilmedi. Bir otelde garsonluk yapan Flores, 1928de kendi şirketini kurarak günlük 300 bin üretimle büyük üne kavuştu.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 23310 kez,bugün 1 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-yoyo.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane Oyuncaklar Lego</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-lego.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-lego.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 12:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1958]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[lego]]></category>
		<category><![CDATA[Ole Christiansen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10409</guid>
		<description><![CDATA[Lego İsmini Danimarka dilinde iyi oyna anlamına gelen lego kelimesinden alan oyuncak, 1958de patentini Danimarkalı yaratıcısı Ole Christiansen sayesinde aldı. Dehası sadeliğinde saklı oyuncak, çocuklara<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-lego.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Lego </strong></p>
<p>İsmini Danimarka dilinde iyi oyna anlamına gelen lego kelimesinden alan oyuncak, 1958de patentini Danimarkalı yaratıcısı Ole Christiansen sayesinde aldı. Dehası sadeliğinde saklı oyuncak, çocuklara sınırsız kombinasyon şansı sunarak yaratıcılıklarını tetikledi ve kendine milyonlarca müptela kazandı.</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 762 kez,bugün 1 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-lego.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane Oyuncaklar Mikroskop Seti</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-mikroskop-seti.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-mikroskop-seti.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 12:28:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1934]]></category>
		<category><![CDATA[A.C. Gilbert Co]]></category>
		<category><![CDATA[Laboratuvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10405</guid>
		<description><![CDATA[Mİkroskop seti 1934’te oyuncak üreticisi firma A.C. Gilbert Co.’nun üretimiyle pazarda yer bulan oyuncak, çocuklara fotoğrafçılığı öğretmeyi amaçlıyordu. Sonrasında oyuncağın üç aşamalı büyüteç özelliği, çocuklara<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-mikroskop-seti.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Mİkroskop seti</strong></p>
<p>1934’te oyuncak üreticisi firma A.C. Gilbert Co.’nun üretimiyle  pazarda yer bulan oyuncak, çocuklara fotoğrafçılığı öğretmeyi  amaçlıyordu. Sonrasında oyuncağın üç aşamalı büyüteç özelliği, çocuklara  kelebek, arı, pire gibi tanıdık canlıları inceleme fırsatı da sundu.  Çocukları bilimsel araştırmaya teşvik eden oyuncak, laboratuvarları  çekici bir hale getirdi.</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 425 kez,bugün 3 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-mikroskop-seti.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane Oyuncaklar Plastik Asker</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-plastik-asker.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-plastik-asker.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 12:25:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1938]]></category>
		<category><![CDATA[alman asker]]></category>
		<category><![CDATA[japon asker]]></category>
		<category><![CDATA[Novelty Co.]]></category>
		<category><![CDATA[The Bergen Toy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10402</guid>
		<description><![CDATA[Oyuncak asker İlk olarak 1938’de The Bergen Toy ve Novelty Co. şirketinin ucuz siyah-beyaz plastik askerleri üretmesiyle yolculuğuna başlayan oyuncağı ilgi görmesiyle Alman ve Japon<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-plastik-asker.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Oyuncak asker </strong></p>
<p>İlk olarak 1938’de The Bergen Toy ve Novelty Co. şirketinin ucuz siyah-beyaz plastik askerleri üretmesiyle yolculuğuna başlayan oyuncağı ilgi görmesiyle Alman ve Japon askerleri de düşman asker olarak yerini aldı.</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 856 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-plastik-asker.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane Oyuncaklar Eldeki Sinema</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-eldeki-sinema.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-eldeki-sinema.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 12:21:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[1938]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[efsane oyuncaklar]]></category>
		<category><![CDATA[eldeki sinema]]></category>
		<category><![CDATA[William Gruber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10396</guid>
		<description><![CDATA[Eldeki sinema Elde taşınır üç boyutlu renkli slaytları ‘seyredebilmeyi’ fotoğrafçı William Gruber’a borçluyuz. 1938’de icat edilen oyuncak, Amerika’da turistlerin ilgisine de sunuldu. Ardından Grover, Disney<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-eldeki-sinema.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Eldeki sinema </strong></p>
<p>Elde taşınır üç boyutlu renkli slaytları ‘seyredebilmeyi’ fotoğrafçı  William Gruber’a borçluyuz. 1938’de icat edilen oyuncak, Amerika’da  turistlerin ilgisine de sunuldu.</p>
<p>Ardından Grover, Disney filmlerinin resimlerini de bu oyuncağa taşıdı. O günden itibaren View Master bir klasik oldu.</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 244 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-eldeki-sinema.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efsane Oyuncaklar Üç Boyutlu Masallar</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-uc-boyutlu-masallar.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-uc-boyutlu-masallar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2011 12:18:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[14.yy]]></category>
		<category><![CDATA[19.yy]]></category>
		<category><![CDATA[Daily Express Children’s Annual No.1]]></category>
		<category><![CDATA[efsane oyuncaklar]]></category>
		<category><![CDATA[katalan]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Giraud]]></category>
		<category><![CDATA[Theodore Brawn]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=10393</guid>
		<description><![CDATA[Üç boyutlu masallar İlk olarak 14. yüzyılda boy gösteren bu tür kitaplar aslında Katalan gizemcilerinin ilgi odağıydı. 19. yüzyıla kadar da çocukların eline pek geçmedi.<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-uc-boyutlu-masallar.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üç boyutlu masallar </strong></p>
<p>İlk olarak 14. yüzyılda boy gösteren bu tür kitaplar aslında Katalan  gizemcilerinin ilgi odağıydı. 19. yüzyıla kadar da çocukların eline pek  geçmedi. Louis Giraud ve Theodore Brawn’ın yayımladığı ‘Daily Express  Children’s Annual No.1’ ilk üç boyutlu kitaptı. Sonra binlerce masal  böyle anlatıldı.</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 349 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/efsane-oyuncaklar-uc-boyutlu-masallar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Kadınlar erkeklerden daha acımasız’</title>
		<link>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/%e2%80%98kadinlar-erkeklerden-daha-acimasiz%e2%80%99.htm</link>
		<comments>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/%e2%80%98kadinlar-erkeklerden-daha-acimasiz%e2%80%99.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 08:59:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İstanbul Editörü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[7 eylül]]></category>
		<category><![CDATA[absürd]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet kuyaş]]></category>
		<category><![CDATA[akşam gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan hastahanesi]]></category>
		<category><![CDATA[aşkale]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bir+bir]]></category>
		<category><![CDATA[cesur]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkekçe]]></category>
		<category><![CDATA[erkeksi]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist]]></category>
		<category><![CDATA[green card]]></category>
		<category><![CDATA[hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Hillary Clinton]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink suikasti]]></category>
		<category><![CDATA[hürrem sultan]]></category>
		<category><![CDATA[içgüdü]]></category>
		<category><![CDATA[İktidar]]></category>
		<category><![CDATA[ironik]]></category>
		<category><![CDATA[ismet paşam]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınsı]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel sergi]]></category>
		<category><![CDATA[maçka parkı]]></category>
		<category><![CDATA[mahrem]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[militarizm]]></category>
		<category><![CDATA[Nişantaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Polemik]]></category>
		<category><![CDATA[sanat galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sex]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[swissotel]]></category>
		<category><![CDATA[tansu çiller]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[tnasu çiler]]></category>
		<category><![CDATA[türk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[turki]]></category>
		<category><![CDATA[Tuzak]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[varlık dergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogretmenlerodasi.org/go/?p=8422</guid>
		<description><![CDATA[İlk kişisel sergisi ‘Shoot’ 7 Eylül’e kadar Amerikan Hastanesi sanat galerisinde sergilenmeye devam edecek olan genç sanatçı Karolin Fişekçi’yle militarizm, cinsellik, siyaset ve iktidar üzerine<br /><br /><a href="http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/%e2%80%98kadinlar-erkeklerden-daha-acimasiz%e2%80%99.htm">Continue Reading </a> &#187;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk kişisel sergisi ‘Shoot’ 7 Eylül’e kadar Amerikan Hastanesi sanat  galerisinde sergilenmeye devam edecek olan genç sanatçı Karolin  Fişekçi’yle militarizm, cinsellik, siyaset ve iktidar üzerine söyleştik.</strong></p>
<p>Karolin Fişekçi’ye, daha doğrusu onun bir  fotoğraf çalışmasına iki ya da üç yıl önce internette aylaklık ederken  rastlamıştım. Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra gerçekleştirdiği,  Maçka’daki bir parkta yer alan “tarihteki 16 Türk devleti”nin  kurucularının büstlerini öptüğü bir çalışmaydı. “Bakın ben de sizden  biriyim, sizi çok seviyorum” ironik mesajını verme amacındaydı.</p>
<p>Öğrencisi  olma şansına eriştiğim tarihçi Ahmet Kuyaş’ın “tarihte halkı ve/veya  hanedanı Türkî olan ülke sayısı 16’dan fazla. Kimi kayıtlara bakarak  yaşamış olduklarını anladığımız çok eski devletlerin kurucularının  görünümlerinin ise neye benzediği konusunda hiçbir fikrimiz yok”  sözleriyle benim için büsbütün absürd bir alana dönüşen bu park,  Fişekçi’nin çalışmasıyla zihin dünyamda kısmen “doğru” bir bağlama  oturmuştu. Önünden sıkça geçtiğim büstler artık benim için daha az  anlamsızdı.</p>
<p>Neden  sonra Fişekçi’yi unuttum. Ta ki, Bir+Bir dergisinin yeni sayısında  onunla tekrar karşılaşana kadar. Nişantaşı’ndaki Amerikan Hastanesi’nin  sanat galerisinde ilk kişisel sergisi vardı. İç içe geçmiş kavramlar  olan militarizm, cinsellik ve iktidar arasındaki ilişkileri irdeliyordu.</p>
<p><strong><strong>Serginizin teması nedir tam olarak? Ne söylüyor bu sergi?</strong></strong><br />
Tema,  konu gibi şeyler onu anlatmakta kısıtlayıcı geliyor bana. Ev ödevi gibi  oluyor. Her zaman ben buna karşı durmuştum. Çeşitli sergiler oluyordu,  bir tema veriliyordu, onunla ilgili iş yapıyordunuz ve sergiye dahil  ediyordunuz. Hiç öyle bir sergiye katılmadım. Bu da öyle olsun  istemedim. Birazcık sivri bir tarafım vardır. O sivri tarafları ekledim.  Ama genel olarak soracak olursanız hangi eksen etrafında dönüyor diye;  militarizm ve bunun içindeki cinsellik ya da iktidar kovalamacası…  İktidar hırsı, ya da o kavga, diyebilirim.</p>
<p><strong><strong>Militarizm ve iktidar kavramlarını ‘erkek-egemen’lik kavramıyla da ilişkilendiriyor musunuz çalışmalarınızda?<br />
</strong></strong>İlişkilendiriyorum  ama hiçbir zaman feminist de demedim kendime. Değilim. Onu da  kısıtlayıcı buluyorum. Feministler genelde şehirdeki kadınlar oluyor.  Erkekler tarafından hiçbir sıkıntıya uğramamış kadınlar feminist oluyor.  Oysa zarar gören, zorluğu çeken kadınların öyle bir tavrı yok. O yüzden  o da bana biraz zorlama geliyor. Ben erkeklerin oyununu, onların  dilinden ve onların kurallarıyla oynamayı seviyorum. Yani yaklaşımımda  daha ziyade erkekçe bir taraf var.</p>
<p><strong><strong>Başka röportajlarınızda da erkekçe bir bakışınız olduğundan söz ediyorsunuz. Nasıl oluyor da oluyor böyle bir bakış?<br />
</strong></strong>Kendiliğinden  olan bir şey. Özellikle bunu yapayım dersen iğreti durur. Hep vardı  böyle muzır bir tarafım. Eskiden beri arkadaşlarım ve kafa dengim  insanlar hep erkeklerdi. Onların dünyasındaydım çokça. Ama gene bu  fizikteydim. Bir yandan çok kadınım ama öbür türlü düşünmeyi seviyorum,  öyle yaklaşmayı seviyorum.</p>
<p><strong><strong>Bu erkek gibi düşünme halinin tezahürleri nasıl oluyor, çıktıları ne oluyor?<br />
</strong></strong>Esasında  erkeklerin tam da görmek isteyecekleri biçimde oluyor. Tam istedikleri  gibi oluyor. Ama bunun farkına varmış olmuyorlar. Aslında bunun,  kendilerini çekmek için dışarıdan kaynaklanan bir oyun olduğunun farkına  da varmıyorlar. Tuzak, diyemem. Öyle kötü niyetli değilim. Ama onun  gibi bir şey var aslında. Sergideki fotoğraflar sanki bir erkek moda  fotoğrafçısının gözünden çekilmiş gibi. Ya da bir retro havası da var  deniyor, 90’lardan falan gibi.</p>
<p><strong><strong>Peki  erkeklere görmek istedikleri şeyi gösterirkenki muradınız neydi?  İktidar-cinsellik ilişkilerini teşhir etmek mi, yoksa bunun üzerine  gitmek mi, yıkmak mı? Yeniden-üretmek mi yahut?<br />
</strong></strong>Yıkmak  çok ütopik olur. “Bunu yıkmak, değiştirmek istiyorum”… Hayır, bu kadar  zorlamam, kasmam. Bu olmayacak bir şey. Öyleyse niye yenileceğim bir  oyuna gireyim? Birazcık sallamak belki. Birazcık tırnak işareti koymak.  Ya da, nasıl diyeyim, iddialı bir tavır belki de. Tamam sizin penisiniz  var ama ben de böyleyim diyorum. Ona da ben sahibim diyorum.</p>
<p><strong><strong>Siz kadınlara ilişkin “penis haseti” savını pek benimsemiyorsunuz, değil mi?<br />
</strong></strong>Haset  duymuyorum. Kıskanılacak bir durum yok. Zaten bir şekilde sahipsem ona,  bunun illa fiziksel olarak bende de olması gerekmiyor. Argoda “t…klı  hatun” derler ya. Öyle bir durum vardır, o da erkekçe bir tavırdır. Kimi  erkek de, erkektir de hani fazla korkak gelir. Bunları tabii erkeklik  simgeleriyle birleştirmek yanlış. Zaten ben böyle olduğunu düşündüğüm  için de “erkekçe”, “cesur” oynuyorum. Topun üstüne de çıkıyorum, başka  şeyler de yapıyorum. Onları belki de, kadınlık içerisine alıp kendime  mal ediyorum. Ya da bir tür geçici işgal.</p>
<p><strong><strong>Cepheden saldırmadan ele geçirme belki, içine sızarak ele geçirme… </strong></strong><br />
Aynen!  Hani masalda da vardır ya, öper ve prens olur. Burada da öyle bir şey  var. Bir şekilde belki göz koymak, sahibi olmak, hâkimi olmak. Ama bunu  savaşarak değil, sevgi göstererek yapıyorum. Abartılı sevgi göstererek.  Ya da cinselliğimi sunarak.</p>
<p><strong><strong>Feministlerden olumsuz tepki aldınız mı?</strong></strong><br />
Hayır. Onlar da bu “Ağlayan Kadınlar” çalışmamı seviyorlar. Ama sergiyi asıl erkekler çok beğendi.</p>
<p><strong><strong>Daha  önceki röportajlarınızı da göz önüne alarak yaptığım bir gözlem var.  Erkeklere karşı şefkatli bir tutumunuz var. Toplumda erkeklerle kadınlar  arasında bir ezen-ezilen ilişkisi olmasına rağmen, erkek-egemen bir  toplumda yaşıyor olmamıza rağmen sizde ne bir öfke, ne de tepki  gözlemliyorum. Hatta erkekleri sevimlileştiren bir üsluba sahipsiniz.  Niye böyle?<br />
</strong></strong>İyi yakalamışsınız. Hoşuma da gitti bu  soru. Aslında öyle bir durum var ama Türkiye’nin de içinde bulunduğu  geniş coğrafyada erkekler üzerine de çok fazla şey yükleniyor. İktidar  sahibi olması gerekiyor. Esasında içlerinde yoksa bile sırtlarında öyle  bir şey var. Sert olmak zorundalar. Düşünüyorum da kadınların eline  böyle güçler geçmiş olsaydı kim bilir neler olurdu. Kadınlar bence daha  acımasız. Düşünüyorum, siyasetteki kadın oranı ne Türkiye’de…</p>
<p><strong><strong>Şu andaki parlamentoda istisnai bir şekilde yüzde 10’a yakın.<br />
</strong></strong>Evet,  genelde bundan da düşüktü bu rakamlar. Düşününce, bayağı da bir  kısmının adı çeşitli iddialara konu olmuştur. O orana göre bayağı fazla  esasında. Tansu Çiller tek kadın başbakandı. Onunla ilgili de olmadı mı  kimi iddialar…</p>
<p><strong><strong>Tansu Çiller’le ilgili sorun belki de yeterince kadınsı olmaması, fazla erkeksi olmasıydı…<br />
</strong></strong>Demek  ki fark etmiyor kadın erkek… O yüzden bende erkeklere karşı şefkat var,  ayrıca da, bir kadınım. Karşı cinsimi sevmem, karşı cinsime ilgi duymam  gayet normal bir şey. Doğam gereği.</p>
<p><strong><strong>Ben de doğam gereği karşı cinsi  seviyorum da bana ilginç gelen şey şu; bir ülke düşünün ki orada töre  cinayeti diye bir şey var. Namus cinayeti diye bir şey var. Herhalde  kadınlara şiddet uygulayan erkek sayısı, bunun tersinin birkaç yüz  katıdır. Böyle bir ülkede erkeklere öfkelenmemeyi nasıl başarıyorsunuz?  Öfkenizi mi yönetiyorsunuz?<br />
</strong></strong>Başka bir tarafından  bakıyorum ben. Öfkelenmediğim zamanlarda, nasıl diyeyim, iyimser bir  inanç ya da bekleyişim var. Belki bir şeyler değişebilir. Ya da böyle  yaptığım zaman bir tarafından anlatabilirim veya anlayabilirler. Top da  savaşın bir simgesi. Bir savaş aleti ve adam öldüren bir şey. Ama ben  onu yine de, bir şey değişebilircesine, sanatıma konu ediyorum. O yüzden  erkeklerin karşısında, ne olursa olsun, öfkelenmeden, sakin,  gülümseyerek durmak da oyunun bir parçası belki. Belki utanırlar da bir  şeyler değişir gibi bir hâl de var.</p>
<p><strong><strong>365  ağlayan kadın fotoğrafını yan yana getirdiğiniz eserinizde şehit  cenazelerinden de görüntüler var, Hrant Dink’in cenazesinden de…<br />
</strong></strong>Burada  bir birleştirici tarafın olmasını istedim. Bir baktım o kadar çok  ağlayan kadın fotoğrafı bulabiliyorum ki… Esasında mahrem bir eylemdir  ağlamak, ama yüzlerce fotoğrafı rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Ve sınıf  ayrımı yapmıyor. Zengin-fakir ayırmıyor. Bir de şöyle bir ortak nokta  var; mutluluktan da ağlayan var bunların içerisinde, saçma bir  depresyondan ötürü ağlayan da, gerçekten hakkını vererek, ağlanacak bir  durumdan ötürü ağlayan da.</p>
<p><strong><strong>Siyasetten hoşlanmıyorsunuz ama siyasete bigâne de değilsiniz sanırım.<br />
</strong></strong>Bakın  size başımdan geçen ilginç bir şeyi anlatayım. Tatilde, sonradan MHP il  teşkilatından olduklarını anladığım gençler bana adımın neden Karolin  olduğunu sordular. Ermeni kökenliyim dedim. Şaşırdılar; “Türkçeniz çok  iyi… Nerelisiniz, Ermenistanlı mı?” falan… Ben anlattım hikâyemi; işte,  Sivas kökenliyim, annem babam Sivaslı, ben İstanbulluyum falan. Bu tür  şeyleri anlatınca “siz de aynen bizim gibiymişsiniz” diyorlar. Bir  şeyler anlatabiliyorum. En azından kendimi tanıtıyorum orada. Bilmeyen  bir kitle var. Ya da, yere çöp atmamaya dikkat ediyordum. “Siz birçok  kişiden daha iyi bakıyorsunuz buralara, Türkiye’yi daha çok seviyorsunuz  belki de” dediler.</p>
<p><strong><strong>Kafalarında nasıl bir imaj varsa…<br />
</strong></strong>Ben  böylece belki de birinin kafasında bir şeyi değiştirmiş, ona bilmediği  bir şeyi öğretmiş oluyorum. Sanki taraftar kazanıyorum. Kaç kişi bana  dedi; “sen birçok Türk’ten daha vatanseversin”… Yani ben de Türküm  esasında, Ermeni kökenli Türküm. E seviyorum burayı. Bana Green Card  çıktı Amerika’dan, istemedim orada yaşamak. Kafalarda karışan bazı  şeyleri anlatabiliyorum hiç değilse. Hiçbir zaman da bir saldırganlıkla  karşılaşmadım. Ama tarihe bakıldığında, CHP’nin başta olduğu dönemde  birçok kişi Aşkale’ye sürülmüştür Varlık Vergisi hadisesinden dolayı.  MHP ile karşılaştırıldığında, CHP’de çok daha tutarsız bir durum var.</p>
<p><strong><strong>Siyaseti seksi buluyor musunuz?<br />
</strong></strong>Hayır, hayır.</p>
<p><strong><strong>Kılıçdaroğlu’yla Arınç arasında “boy” polemiği olmuştu geçenlerde. O tartışmada satır aralarında fallik bir unsur gördünüz mü?<br />
</strong></strong>Belden  aşağı vurmuşlar. “Boyu değil işlevi” derler ama boy da önemlidir, en  basitinden göz doldurması lazım! Bu arada, siyaset ve kadın meselesinden  az önce bahsetmiştik, aklıma şu geldi şimdi; bence daha güzel, kendine  güvenen, bakımlı kadınlar işin başında olsaydı siyaset daha farklı  olabilirdi. Mesela Ukrayna’da bir bakan vardı, gördüm kadının  fotoğrafını, ne kadar güzel bir kadın dedim. Böyle sarışın, örgülü  saçlı. İnsanın içinin güzelliği dışarıya da yansır ve kompleks olmaz.  Komplekssiz insanlar geldiği zaman bir yerlere, o zaman sorunların  azalacağını düşünüyorum. Politikaya atılan kadınlara baktığım zamansa  böyle bir şey görmüyorum. Hillary Clinton’ı etekle görmedim. Erkeklerin  dünyasına girecekseniz illa pantolon giymeniz ya da erkeksi olmanız  gerekmiyor. En seksi halinizle girin, bir renk gelir siyasete. Erkekler  de yumuşar, kavgalar azalır, daha ılımlı olurlar.</p>
<p><strong><strong>Bir+Bir  dergisiyle röportajınızda size nasıl seks yaptığınız sorulmuş. Ben size  bunu sormayacağım. Onun yerine şunu soracağım; seks beyinle mi yapılır  içgüdüyle mi?<br />
</strong></strong>Her ikisi de. Yeterince gelişkin bir  insan, beyniyle içgüdülerini yönlendirir. İçgüdüyü yadsıyamazsınız ama  gelişkin bira insan içgüdülerini kontrol edebilir. İrade diye bir şey  var… Hatırlarsınız, Başbakan’ın siperde çömelmesiyle ilgili bir polemik  olmuştu. Oradaki durum ilgimi çekmişti. Ben çömelip çömelmemesine  bakmamıştım. Orada ilişkileri sürtüşmeli olan Genelkurmay Başkanı’yla  Başbakan’ı birleştiren bir silah vardı, top vardı. “Bu burayı koruyor”  gibisinden, çok “erkek” bir figürdü. Tam da o sırada benim sergim  açılıyordu. Ve ben de Akşam gazetesiyle röportajımda şunu demiştim;  belki de sınırlara benim pembe toplardan koymak lazım.</p>
<p><strong><strong>Ucu eğik toplarınızdan…<br />
</strong></strong>Evet.</p>
<p><strong><strong>Maçka Parkı’ndaki 16 “Türk büyüğü” büstlerinin 7 tanesini öptünüz. Neye göre seçtiniz öpeceğiniz büstleri?<br />
</strong></strong>İnsanlar  izliyordu. Fazla vaktimiz yoktu. “Miğferliyi öptüm, bir tane de sarıklı  öpeyim” gibi düşünüp seçtim. Gerçi sonradan “bu adamın da bıyıkları  ilginçmiş, keşke onu da öpseydim” gibi şeyler de düşündüm.</p>
<p><strong><strong>Atatürk’ün büstünü öpmediniz.<br />
</strong></strong>Onu  öpmedim. Atatürk’ü özellikle bu tür şeylere karıştırmak istemiyorum.  Tabunun üzerine gitmek kolaya kaçmak gibi geliyor bana. Hayır, hiç gerek  yok. Onun üzerinden prim yapmak gibi geliyor bana. Ben öyle zayıf biri  değilim, öyle bir şeye ihtiyacım yok. Atatürk’ü övmek ya da yermek bir  olay oluyor, onun ismi üzerinden iş yapılıyor. O yüzden yapmam. Aklıma  bir şey gelse bile yapmam. Kaldı ki özellikle bu konu üzerinde kafa  yormuyorum. Kanuni heykeline çıktım. Orada Hürrem Sultan esprisi vardı.  21. yüzyıl Hürrem’i olmuş oldum. İnönü heykeline de çıkmak istiyorum.</p>
<p><strong><strong>Mevhibe mi olacaksınız?<br />
</strong></strong>Hayır. Swissotel’in  arkasına düşen bir parkta atlı bir heykeli vardır. Madem atlı, beni  Aşkale’ye götürsün diye. “Aşkale’ye İsmet Paşam” diyeceğim. Sarılmış  vaziyette. Fatih Sultan Mehmet’in de atlı heykeli var ama ona çıkmam  mesela. O da yanlış anlaşılır. “Fatih İstanbul’u fethetmiş, sen bir şey  mi diyorsun?” gibi bir durum olur…</p>

<p class="sayac_bilgi">Toplam 431 kez,bugün 0 kez okundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogretmenlerodasi.org/go/kultur-sanat/sergi/%e2%80%98kadinlar-erkeklerden-daha-acimasiz%e2%80%99.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

